İrfan Ünver NASRATTINOĞLU
Köşe Yazarı
İrfan Ünver NASRATTINOĞLU
 

DOLGANLAR SİBİRYALI TÜRKLER

BAŞKENTTEN SELAM   DOLGANLAR SİBİRYALI TÜRKLER Dolgan Türkleri, bir başka deyişle “Dağlı kişiler” Rusya'nın kuzeyindeki Taymır yarımadası çevresinde yaşayan insanlar. Soyları Evenkiler başta olmak üzere birkaç farklı Sibirya halkına dayanan Dolganlar, 18. yüzyıldan sonra Türk dilini kabul ettiler. Taymir yarımadası, idari olarak Krasnoyarsk Kray'a bağlıdır. Dolganlar'ın Taymir Özerk Okruğu adında özerk illeri vardır. Dolganlar, 20. yüzyıldan önce Sibirya bölgesinde göçebe hayatı yaşayan avcı insan topluluğuydu. Fakat Sovyet döneminde zorla da olsa iskan edildiler. Dolganlar, Rusların etkisiyle Ortodoks kilisesine bağlandılar ama onlar yaşamlarını  Şamanizmin etkisi altında ve geleneksel biçimde sürdürüyorlar.. Dolganlar, Yakut diliyle yakın akraba olan Dolgancayı konuşuyorlar. Dilde Evenkice’nin belirgin etkileri görülmektedir. Dilbilgini E. İ. Ubryatova’ya göre Dolganca, Yakutçanın 16. yüzyılın sonlarında Dulgan (Dulkan) boyuna mensup Evenkiler arasında yayılması ve daha sonraki dönemde diğer Evenki gruplarına da geçmesi sonucunda oluşmuştur. Dolgan Türkçesi Norilskiy, Pasinskiy, Avamskiy, Hatangskiy ve Popigayskiy ağızlarından oluşur. Dolganca yazılmış ilk eser 1973 yılında yayımlanan Ogdo Aksyonova’nın Baraksan adlı şiir kitabıdır. 1984 yılında Dolganca için bir alfabe (okuma kitabı) hazırlanmıştır. Rus alfabesi esas alınarak oluşturulan Dolganca yazı dili 1970 yılında resmî olarak kabul edilmiştir. Türk Dünyasının az incelenmiş topluluklarından biri de Dolganlardır. Günümüzde çoğunluğu Yakutistan topraklarında yaşayan Dolganlar, belirgin bir şekilde Saha/Yakut Türkleri ile kaynaşmakta ve Saha Türk etnosu/ kültürü içinde erimektedirler. Tarihi süreçte Dolganlarla ilgili ilk bilgiler Alesandr Fedoroviç Middendorf’un (1815- 1894) “Sibirya’nın Kuzeyine ve Doğusuna Seyahat”1 ve Pavel İlyiç Tretyakov’un (1804- 1860) “Turuhan Bölgesi, Onun Doğası ve Halkı”2 adlı çalışmalarında yer almaktadır. Turuhan bölgesindeki Dolganları inceleyen Tretyakov bazı istatistiki verilerin yanı sıra toplumun geçmişi ile ilgili yargılarda da bulunur: “Yakutlarla aynı dilde konuşan Dolganlar onlardan bütün gelenekleri, hatta giyim biçimini almışlardır, kendilerini Tagal olarak adlandırırlar… Şüphesiz, eski zamanlarda bu halk savaşçıydı; biz bu yargıya onların savaşçılarının küçük demir halkalardan yapılmış, “kuyak” denilen zırhlar giymelerinden anlıyoruz”. Dolganlar Tretyakov’dan bir süre sonra aynı coğrafyayı inceleyen Middendorf da Tretyakov ile aynı görüşleri paylaşmış ve Dolganların savaşçılığının bir kanıtı olarak, Dolgan Destancılık Geleneği ve Dolgan Destanlarındaki Farklı Bir Kahraman: Atın Oğlu Atalamii Bahadır adlı eseri yayımlamıştır. Dolganların kabile yapısını inceleyen Andrey Aleksandroviç Popov, Dolgan teriminin Ruslar tarafından sisteme sokulduğunu belirtmektedir. Dolgan etnik yapısı içinde yer alan diğer boylar, kendilerini tanımlamak için “dongotlar”, “karantolar” vb. kendi boy adlarını kullanmaktadırlar. Günümüzde daha dar bir bölgede, Taymır yarımadasında yer alan on kadar köyde yaşamlarını sürdüren Dolganlar, bu bölge dışında Yakutistan’da, özellikle Saaskılaah ve Ürün Haya yerleşim birimlerinde de yaşamlarını sürdürmekte olup, 2010 nüfus sayımına göre nüfusları 7890 kişidir”. Popov, Dolganların günümüzde yaşadıkları topraklara geliş tarihlerinin kesin olarak tespit edilemediğini, kültürel seviye olarak Saha Türklerinden daha alt seviyede olduklarını, metal işleme bilgisine sahip olmadıklarını belirtmektedir. Ayrıca Popov’a göre, Dolgan anlatı metinlerinde meşe gibi güney bitkisinin, aslan ve yılan gibi güney hayvanlarının yer almasından dolayı onların da güney kökenli olabileceği tezini ileri sürer. Dolgan Destanları ile İlgili İlk Çalışmalar Dolgan sözlü kültür ürünleri bugüne kadar yeterli derecede incelenmemiştir. Araştırmacı Prokopiy Eliseyeviç Efremov, ilk Dolgan destan derlemesinin 1902 yılı Ocak ayında Pyotr Evgenyeviç Ostrovskih tarafından yapıldığını belirtmektedir. “Ereydeek- Buruydaak Er Zogotok” adlı destanın sadece başlangıç bölümünü içeren bu kayıt günümüze kadar yayınlanmamış olup Petersburg Bilimler Akademisi Arşivi’nde korunmaktadır.  Dolgan destanları ile ilgili olarak literatürde yer alan ilk bilimsel çalışma, Andrey Aleksandroviç Popov’un yayınladığı “Dolganskiy Folklor” adlı çalışmadır. Bu çalışmada masal, efsane, şarkı metinlerinin yanı sıra üç destan metni de yer almıştır. Popov’dan sonra 1964, 1968 ve 1986 yıllarında Taymır bölgesinde araştırmacı Prokopiy Eliseyeviç Efremov çalışmış, o da bazı metinleri derlemiştir. 1984 yılında Efremov “Dolganskoe Olonho” adlı çalışmasını yayınlamıştır. Bu yayın sadece derleme metinleri değil, aynı zamanda Dolganlarda anlatıcının önemine ve Dolgan destanının özelliklerini incelemeye yönelik ayrıntılı ilk bilimsel inceleme olarak kayıtlara geçmiştir. Araştırmacı Efremov, çalışmasının birinci bölümde “Dolgan Anlatıcılar”, ikinci bölümde Konu- Kompozisyon Yapısı. Kahraman Tipleri”, üçüncü bölümde “Sanatsal- Tasvir Araçları”üzerinde durmuş, bu bölümlerden sonra yer alan “Ekler” bölümünde destan metinlerine yer vermiştir. Popov ve Efremov’un yayınlarının ortak unsuru, her iki araştırmacının da “Atın Oğlu Atalamii Bahadır” adlı destan metnine yer vermiş olmalarıdır. *** Dolganların geleneksel geçim kaynağı konar-göçer tarzda sürdürülen geyikçilik, yabani geyik avı, kürklü hayvan avcılığı ve balıkçılıktır. Dolganlar yaz aylarını geyik sürüleriyle tundrada geçirirken, kışı ormanlık alanda geçirirler. Dolganlar geyiklerin et, süt ve derisinden faydalandıkları gibi Evenklerde olduğu gibi yük ve binek hayvanı olarak da kullanırlar. Saha Türkçesine oldukça yakın olan Dolgan Türkçesi çoğu dilbilimci tarafından Saha Türkçesinin ağzı olarak sayılmaktadır. Dolganca Saha ağızları sınıflandırmasında Kangalas-Vilyuy ağızları içinde değerlendirilmiştir. Dolganca ses bilgisel farklılıkların yanı sıra daha çok söz varlığı açısından Saha Türkçesinden ayrılır. Saha-Dolgan ağzının yazı sisteminin 1978 yılında onaylanması ile bu ağız için de “dil” terimi kullanılmaya başlanmıştır. Nüfuslarının azlığına rağmen nüfusun çoğu Dolgan Türkçesini anadili saymaktadır. Dolganca günlük iletişim dili olarak hem aile içi iletişim dili olarak hem de aile dışında aktif biçimde kullanılmaktadır. Yazılı basın ve radyoda da kullanılmaktadır. “Taymır” gazetesinde Dolgan Türkçesinde bir sayfa da bulunmaktadır. Dolgan Türkçesinde bir kısım edebî yayın da yapılmaktadır. 1985 yılında Ye.İ.Ubryatova Dolgan Türkçesinin genel tasvirini içeren bir çalışmasını yayınlamıştır. Polonyalı dilbilimci Marek Stachowski’nin de Dolganca üzerine çalışmaları vardır. Son Yıllarda Koreli dilci Yong-Song Li’nin çalışması da hem günümüzde Dolgancanın belgelenmesi hem de gramer, dil ilişkileri gibi çeşitli açılardan incelenmesi bakımından önemlidir *** Rusya’nın en kuzeyinde yaşayan Türk dili konuşan halk olan Dolganların müziğinin temelini şarkılar, enstrüman, destan, tören müzik türleri oluşturmaktadır. Destan müziği olonho isimli destanların kahramanlarını anlatan şarkıları içermektedir. Şarkılar destan karakterlerinin hayatının en önemli anlarında söylenir. Melodiler ve şarkılar destan karakterlerini (baş kahraman, at, baş kahramanın nişanlısı, bahadırlar), onların özelliklerini anlatır. Dolgan şarkılarının büyük bir kısmını tuoysuu ırıata isimli oğlan ve kızların birbirlerine söyledikleri şarkılar oluşturmaktadır. Bu şarkılar geleneksel etnik ortamda evlilik, aile oluşmasında pek önemli bir rol oynar. Yaşlı insanlar arasında yaşadıkları hayat, tanıştıkları insanlar, doğa ile ilgili şarkılar yaygındır. Dolgan Kadın Tören müziği kabile ve şaman niteliğini taşıyan iki ana türden ibarettir. Birinci grupta şarkılarıyla birlikte halay şeklinde dans edilen heyro ve ohuokay isimli danslar vardır. Dolganların çok sayıdaki müzik aletleri halkın yaşam tarzının özellikleri, tören gelenekleri, müzik ve sanat kültürünün özelliklerini yansıtmaktadır. Dolgan müzik aletleri arasında kaangalda isimli geyik boynuzları üzerindeki ahşap ya da metal çan, kurdun korkutulması için geyik boynuna takılan çıngırak kupuleen, kobo isimli bayram kıyafetlerine takılan yuvarlak çıngıraklar, beşik ve çocuk giysilerindeki küçük çıngıraklar çuoran, dungur isimli şaman tefi, ağız tamburası bargaan v.s. yer almaktadır. En ünlü Dolgan dansı Heyro isimli bir danstır.  ‘Dolganların dansı halka olunup oynanıyor: erkeklerle kadınlar birbirlerinin elinden tutarak halka oluşturuyor ve yavaş yavaş dans etmeye başlıyorlar, aynı zamanda şarkılar da söylüyorlar’. Heyro Nisan sonu-Mayıs başı döneminde kutlanan ‘Ana Gün’ Bayramı sırasında hemen gün  dans edilir. Dolgan milli dansı başka etkinlikler sırasında, düğünlerde, uzun zamandır görüşülmeyen iyi arkadaşların buluşmasında v.s. oynanır. Heyro oynandığı kutlamalar genellikle nehir kenarında ya da kışın, buz tutmuş olan göl üzerinde düzenlenir. Dansın vazgeçilmez unsuru geyik yetiştiricilerinin kullandığı horey isimli bir sopadır. Onu toprağa ya da halkanın ortasındaki buz içine çakarlar. Horey geleneksel olarak erkek gücünü simgeler. Bu dansın anlamı ruhlardan bol bol hasat, sığır ve ailenin refahını istemekti. *** Dolgan şamanizm geleneği temelinde ruhlara ve şamanın onları yönetebilmesine, şamanların kötü ruhlar ile mücadele etmesi ve yenmesi için trans sırasında Göğe çıkabilmesi ve Yer altı alemine inebilmesine inanç yatmaktadır. Ataları şaman olan her insan şaman olabilir. Ataların şamanın kötü ruhlarla mücadelesinde ana yardımcıları olduğuna inanılır. Ama insanın sadece şaman atalarının olması yetmez. Şamanlar kendi isteğiyle değil ruhların kararıyla olunur. Genellikle şamanın eğitimi ve hazırlanması çocukluk yıllarından beri başlar. Gelecek şaman başka insanların duyamadıkları ve göremediklerini görmeye ve duymaya başlar. Çok tuhaf davranmaya başlar: kah yüksek sesle şarkılar söyler, kah günlerce uyuya kalır. Ana-babası bunu farkedince deneyimli şamanlardan yardım isterler. Şamanlar özel bir tören düzenler ve ruhlara bu oğlan ya da kızın şaman olup olamıyacağına dair sorular sorarlar. Ruhların olumlu bir cevap vermesi halinde eski şamanın ruhlarından onların hazırlanmasına yardım etmelerini isterler. Ve bir gün şaman adayı özel bir inisiyasondan geçmek için ortalıktan kaybolur. Şamanist inisiyasyonda her şaman adayı rüyalar, trans, ruhların isim ve fonksiyonları, şaman teknikleri, ‘gizli dil’ gibi bazı konularda bir eğitimden geçirildikten sonra şaman olabilir. Dolgan Şamanlar Dolgan şamanist inancında sırra erme denilen “inisiyatik ölüm” ya da “ cehenneme iniş ” deneyimi hami-rehber ruhlarca gerçekleştirilir. Bu deneyimi ancak gereken hazırlık eğitimini almış şaman adayları geçirebilir. Aday, birtakım acı verici sınavlara tâbi tutulduktan sonra, ölüm deneyimini yaşamak üzere, transa girer. İnisiyasyonlardaki cehenneme iniş ya da ikinci doğuş denilen bu olgular Şamanizm’de şaman adayının vücudunun sembolik olarak parçalanması suretiyle organlarına ayrılması ve sonra bu parçaların birleştirilmesi veya etlerinden sıyrılmış kemiklerinin etlenmesiyle vücuduna yeniden kavuşması olarak simgelenir. Sırra erme denilen bu süre içinde, hami-rehber varlıkları şamanın ruhuna şamanlığı için gerekli her şeyi öğretirler. Öğrettikleri arasında meslek sırları, gizli dil, hastalıkların özellikleri, iyileştirilme yolları da bulunur. Bu işlemler bittiğinde ve hipnozdan çıktığında, aday kendini birtakım güçlerle donanmış ve bir hayli değişmiş halde bulur. Artık yalnızca bedensel gözleriyle değil, ruhani gözüyle de görebilmektedir.  
Ekleme Tarihi: 18 Ocak 2026 -Pazar

DOLGANLAR SİBİRYALI TÜRKLER

BAŞKENTTEN SELAM

 

DOLGANLAR SİBİRYALI TÜRKLER

Dolgan Türkleri, bir başka deyişle “Dağlı kişiler” Rusya'nın kuzeyindeki Taymır yarımadası çevresinde yaşayan insanlar. Soyları Evenkiler başta olmak üzere birkaç farklı Sibirya halkına dayanan Dolganlar, 18. yüzyıldan sonra Türk dilini kabul ettiler. Taymir yarımadası, idari olarak Krasnoyarsk Kray'a bağlıdır. Dolganlar'ın Taymir Özerk Okruğu adında özerk illeri vardır.

Dolganlar, 20. yüzyıldan önce Sibirya bölgesinde göçebe hayatı yaşayan avcı insan topluluğuydu. Fakat Sovyet döneminde zorla da olsa iskan edildiler.

Dolganlar, Rusların etkisiyle Ortodoks kilisesine bağlandılar ama onlar yaşamlarını  Şamanizmin etkisi altında ve geleneksel biçimde sürdürüyorlar..

Dolganlar, Yakut diliyle yakın akraba olan Dolgancayı konuşuyorlar. Dilde Evenkice’nin belirgin etkileri görülmektedir. Dilbilgini E. İ. Ubryatova’ya göre Dolganca, Yakutçanın 16. yüzyılın sonlarında Dulgan (Dulkan) boyuna mensup Evenkiler arasında yayılması ve daha sonraki dönemde diğer Evenki gruplarına da geçmesi sonucunda oluşmuştur.

Dolgan Türkçesi Norilskiy, Pasinskiy, Avamskiy, Hatangskiy ve Popigayskiy ağızlarından oluşur. Dolganca yazılmış ilk eser 1973 yılında yayımlanan Ogdo Aksyonova’nın Baraksan adlı şiir kitabıdır. 1984 yılında Dolganca için bir alfabe (okuma kitabı) hazırlanmıştır. Rus alfabesi esas alınarak oluşturulan Dolganca yazı dili 1970 yılında resmî olarak kabul edilmiştir.

Türk Dünyasının az incelenmiş topluluklarından biri de Dolganlardır. Günümüzde çoğunluğu Yakutistan topraklarında yaşayan Dolganlar, belirgin bir şekilde Saha/Yakut Türkleri ile kaynaşmakta ve Saha Türk etnosu/ kültürü içinde erimektedirler. Tarihi süreçte Dolganlarla ilgili ilk bilgiler Alesandr Fedoroviç Middendorf’un (1815- 1894) “Sibirya’nın Kuzeyine ve Doğusuna Seyahat”1 ve Pavel İlyiç Tretyakov’un (1804- 1860) “Turuhan Bölgesi, Onun Doğası ve Halkı”2 adlı çalışmalarında yer almaktadır. Turuhan bölgesindeki Dolganları inceleyen Tretyakov bazı istatistiki verilerin yanı sıra toplumun geçmişi ile ilgili yargılarda da bulunur:

“Yakutlarla aynı dilde konuşan Dolganlar onlardan bütün gelenekleri, hatta giyim biçimini almışlardır, kendilerini Tagal olarak adlandırırlar… Şüphesiz, eski zamanlarda bu halk savaşçıydı; biz bu yargıya onların savaşçılarının küçük demir halkalardan yapılmış, “kuyak” denilen zırhlar giymelerinden anlıyoruz”.

Dolganlar

Tretyakov’dan bir süre sonra aynı coğrafyayı inceleyen Middendorf da Tretyakov ile aynı görüşleri paylaşmış ve Dolganların savaşçılığının bir kanıtı olarak, Dolgan Destancılık Geleneği ve Dolgan Destanlarındaki Farklı Bir Kahraman: Atın Oğlu Atalamii Bahadır adlı eseri yayımlamıştır.

Dolganların kabile yapısını inceleyen Andrey Aleksandroviç Popov, Dolgan teriminin Ruslar tarafından sisteme sokulduğunu belirtmektedir. Dolgan etnik yapısı içinde yer alan diğer boylar, kendilerini tanımlamak için “dongotlar”, “karantolar” vb. kendi boy adlarını kullanmaktadırlar.

Günümüzde daha dar bir bölgede, Taymır yarımadasında yer alan on kadar köyde yaşamlarını sürdüren Dolganlar, bu bölge dışında Yakutistan’da, özellikle Saaskılaah ve Ürün Haya yerleşim birimlerinde de yaşamlarını sürdürmekte olup, 2010 nüfus sayımına göre nüfusları 7890 kişidir”.

Popov, Dolganların günümüzde yaşadıkları topraklara geliş tarihlerinin kesin olarak tespit edilemediğini, kültürel seviye olarak Saha Türklerinden daha alt seviyede olduklarını, metal işleme bilgisine sahip olmadıklarını belirtmektedir. Ayrıca Popov’a göre, Dolgan anlatı metinlerinde meşe gibi güney bitkisinin, aslan ve yılan gibi güney hayvanlarının yer almasından dolayı onların da güney kökenli olabileceği tezini ileri sürer.

Dolgan Destanları ile İlgili İlk Çalışmalar Dolgan sözlü kültür ürünleri bugüne kadar yeterli derecede incelenmemiştir. Araştırmacı Prokopiy Eliseyeviç Efremov, ilk Dolgan destan derlemesinin 1902 yılı Ocak ayında Pyotr Evgenyeviç Ostrovskih tarafından yapıldığını belirtmektedir. “Ereydeek- Buruydaak Er Zogotok” adlı destanın sadece başlangıç bölümünü içeren bu kayıt günümüze kadar yayınlanmamış olup Petersburg Bilimler Akademisi Arşivi’nde korunmaktadır. 

Dolgan destanları ile ilgili olarak literatürde yer alan ilk bilimsel çalışma, Andrey Aleksandroviç Popov’un yayınladığı “Dolganskiy Folklor” adlı çalışmadır. Bu çalışmada masal, efsane, şarkı metinlerinin yanı sıra üç destan metni de yer almıştır.

Popov’dan sonra 1964, 1968 ve 1986 yıllarında Taymır bölgesinde araştırmacı Prokopiy Eliseyeviç Efremov çalışmış, o da bazı metinleri derlemiştir. 1984 yılında Efremov “Dolganskoe Olonho” adlı çalışmasını yayınlamıştır. Bu yayın sadece derleme metinleri değil, aynı zamanda Dolganlarda anlatıcının önemine ve Dolgan destanının özelliklerini incelemeye yönelik ayrıntılı ilk bilimsel inceleme olarak kayıtlara geçmiştir. Araştırmacı Efremov, çalışmasının birinci bölümde “Dolgan Anlatıcılar”, ikinci bölümde Konu- Kompozisyon Yapısı. Kahraman Tipleri”, üçüncü bölümde “Sanatsal- Tasvir Araçları”üzerinde durmuş, bu bölümlerden sonra yer alan “Ekler” bölümünde destan metinlerine yer vermiştir. Popov ve Efremov’un yayınlarının ortak unsuru, her iki araştırmacının da “Atın Oğlu Atalamii Bahadır” adlı destan metnine yer vermiş olmalarıdır.

***

Dolganların geleneksel geçim kaynağı konar-göçer tarzda sürdürülen geyikçilik, yabani geyik avı, kürklü hayvan avcılığı ve balıkçılıktır. Dolganlar yaz aylarını geyik sürüleriyle tundrada geçirirken, kışı ormanlık alanda geçirirler. Dolganlar geyiklerin et, süt ve derisinden faydalandıkları gibi Evenklerde olduğu gibi yük ve binek hayvanı olarak da kullanırlar. Saha Türkçesine oldukça yakın olan Dolgan Türkçesi çoğu dilbilimci tarafından Saha Türkçesinin ağzı olarak sayılmaktadır. Dolganca Saha ağızları sınıflandırmasında Kangalas-Vilyuy ağızları içinde değerlendirilmiştir. Dolganca ses bilgisel farklılıkların yanı sıra daha çok söz varlığı açısından Saha Türkçesinden ayrılır. Saha-Dolgan ağzının yazı sisteminin 1978 yılında onaylanması ile bu ağız için de “dil” terimi kullanılmaya başlanmıştır.

Nüfuslarının azlığına rağmen nüfusun çoğu Dolgan Türkçesini anadili saymaktadır. Dolganca günlük iletişim dili olarak hem aile içi iletişim dili olarak hem de aile dışında aktif biçimde kullanılmaktadır. Yazılı basın ve radyoda da kullanılmaktadır. “Taymır” gazetesinde Dolgan Türkçesinde bir sayfa da bulunmaktadır. Dolgan Türkçesinde bir kısım edebî yayın da yapılmaktadır.

1985 yılında Ye.İ.Ubryatova Dolgan Türkçesinin genel tasvirini içeren bir çalışmasını yayınlamıştır. Polonyalı dilbilimci Marek Stachowski’nin de Dolganca üzerine çalışmaları vardır. Son Yıllarda Koreli dilci Yong-Song Li’nin çalışması da hem günümüzde Dolgancanın belgelenmesi hem de gramer, dil ilişkileri gibi çeşitli açılardan incelenmesi bakımından önemlidir

***

Rusya’nın en kuzeyinde yaşayan Türk dili konuşan halk olan Dolganların müziğinin temelini şarkılar, enstrüman, destan, tören müzik türleri oluşturmaktadır.

Destan müziği olonho isimli destanların kahramanlarını anlatan şarkıları içermektedir. Şarkılar destan karakterlerinin hayatının en önemli anlarında söylenir. Melodiler ve şarkılar destan karakterlerini (baş kahraman, at, baş kahramanın nişanlısı, bahadırlar), onların özelliklerini anlatır.

Dolgan şarkılarının büyük bir kısmını tuoysuu ırıata isimli oğlan ve kızların birbirlerine söyledikleri şarkılar oluşturmaktadır. Bu şarkılar geleneksel etnik ortamda evlilik, aile oluşmasında pek önemli bir rol oynar. Yaşlı insanlar arasında yaşadıkları hayat, tanıştıkları insanlar, doğa ile ilgili şarkılar yaygındır.

Dolgan Kadın

Tören müziği kabile ve şaman niteliğini taşıyan iki ana türden ibarettir. Birinci grupta şarkılarıyla birlikte halay şeklinde dans edilen heyro ve ohuokay isimli danslar vardır.

Dolganların çok sayıdaki müzik aletleri halkın yaşam tarzının özellikleri, tören gelenekleri, müzik ve sanat kültürünün özelliklerini yansıtmaktadır. Dolgan müzik aletleri arasında kaangalda isimli geyik boynuzları üzerindeki ahşap ya da metal çan, kurdun korkutulması için geyik boynuna takılan çıngırak kupuleen, kobo isimli bayram kıyafetlerine takılan yuvarlak çıngıraklar, beşik ve çocuk giysilerindeki küçük çıngıraklar çuoran, dungur isimli şaman tefi, ağız tamburası bargaan v.s. yer almaktadır.

En ünlü Dolgan dansı Heyro isimli bir danstır.  ‘Dolganların dansı halka olunup oynanıyor: erkeklerle kadınlar birbirlerinin elinden tutarak halka oluşturuyor ve yavaş yavaş dans etmeye başlıyorlar, aynı zamanda şarkılar da söylüyorlar’. Heyro Nisan sonu-Mayıs başı döneminde kutlanan ‘Ana Gün’ Bayramı sırasında hemen gün  dans edilir.

Dolgan milli dansı başka etkinlikler sırasında, düğünlerde, uzun zamandır görüşülmeyen iyi arkadaşların buluşmasında v.s. oynanır. Heyro oynandığı kutlamalar genellikle nehir kenarında ya da kışın, buz tutmuş olan göl üzerinde düzenlenir.

Dansın vazgeçilmez unsuru geyik yetiştiricilerinin kullandığı horey isimli bir sopadır. Onu toprağa ya da halkanın ortasındaki buz içine çakarlar. Horey geleneksel olarak erkek gücünü simgeler. Bu dansın anlamı ruhlardan bol bol hasat, sığır ve ailenin refahını istemekti.

***

Dolgan şamanizm geleneği temelinde ruhlara ve şamanın onları yönetebilmesine, şamanların kötü ruhlar ile mücadele etmesi ve yenmesi için trans sırasında Göğe çıkabilmesi ve Yer altı alemine inebilmesine inanç yatmaktadır.

Ataları şaman olan her insan şaman olabilir. Ataların şamanın kötü ruhlarla mücadelesinde ana yardımcıları olduğuna inanılır. Ama insanın sadece şaman atalarının olması yetmez. Şamanlar kendi isteğiyle değil ruhların kararıyla olunur.

Genellikle şamanın eğitimi ve hazırlanması çocukluk yıllarından beri başlar. Gelecek şaman başka insanların duyamadıkları ve göremediklerini görmeye ve duymaya başlar. Çok tuhaf davranmaya başlar: kah yüksek sesle şarkılar söyler, kah günlerce uyuya kalır. Ana-babası bunu farkedince deneyimli şamanlardan yardım isterler. Şamanlar özel bir tören düzenler ve ruhlara bu oğlan ya da kızın şaman olup olamıyacağına dair sorular sorarlar. Ruhların olumlu bir cevap vermesi halinde eski şamanın ruhlarından onların hazırlanmasına yardım etmelerini isterler. Ve bir gün şaman adayı özel bir inisiyasondan geçmek için ortalıktan kaybolur. Şamanist inisiyasyonda her şaman adayı rüyalar, trans, ruhların isim ve fonksiyonları, şaman teknikleri, ‘gizli dil’ gibi bazı konularda bir eğitimden geçirildikten sonra şaman olabilir.

Dolgan Şamanlar

Dolgan şamanist inancında sırra erme denilen “inisiyatik ölüm” ya da “ cehenneme iniş ” deneyimi hami-rehber ruhlarca gerçekleştirilir. Bu deneyimi ancak gereken hazırlık eğitimini almış şaman adayları geçirebilir. Aday, birtakım acı verici sınavlara tâbi tutulduktan sonra, ölüm deneyimini yaşamak üzere, transa girer. İnisiyasyonlardaki cehenneme iniş ya da ikinci doğuş denilen bu olgular Şamanizm’de şaman adayının vücudunun sembolik olarak parçalanması suretiyle organlarına ayrılması ve sonra bu parçaların birleştirilmesi veya etlerinden sıyrılmış kemiklerinin etlenmesiyle vücuduna yeniden kavuşması olarak simgelenir. Sırra erme denilen bu süre içinde, hami-rehber varlıkları şamanın ruhuna şamanlığı için gerekli her şeyi öğretirler. Öğrettikleri arasında meslek sırları, gizli dil, hastalıkların özellikleri, iyileştirilme yolları da bulunur. Bu işlemler bittiğinde ve hipnozdan çıktığında, aday kendini birtakım güçlerle donanmış ve bir hayli değişmiş halde bulur. Artık yalnızca bedensel gözleriyle değil, ruhani gözüyle de görebilmektedir.
 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.