BAŞKENTTEN SELAM
BOGOMİLLER HIRİSTİYAN TÜRKLER
Çok kez gittiğim Balkanlar’da, kuşkusuz Bosna-Hersek Cumhuriyeti’ne de giderek, bu Müslüman Ülkenin kimi kentlerini ve önemli şahsiyetlerini de görüp tanıyabilmek olanağını buldum. 1989, 2002 ve 2023 yıllarında gerçekleşen Bosna-Hersek seyahatlerimin hemen her aşamasında, Ecdadımız Osmanlı İmparatorluğu’nun izlerini gördüm.
Onuncu yüzyılda Balkanlar'da görülmeye başlayan düalist Bogomillik hareketi, dini bir akım olarak adını "Tanrı'nın sevgilisi" anlamına gelen Papaz "Bogomil"den almış ve Osmanlı Devleti Bosna Hersek'i fethedinceye kadar da varlığını sürdürmüştür. "Bosna Kilisesi" olarak da bilinen Bogomillik konusunda tarihçiler ve araştırıcılar görüş birliği sağlayamamışlardır. Sırplar, Hırvatlar ve Boşnaklar konuya etnik ve dini bakış açısıyla yaklaştıkları için tartışmalar sürüp gitmektedir. Ancak kendisini tehdit eden resmi kilisenin onu "sapkınlıkla" suçlayıp aforoz ettiği bir gerçektir. Zamanla İtalya, Fransa, Almanya gibi Avrupa ülkelerine de sızmış ve reform hareketlerinin dağılmasına zemin hazırlamış olan Bogomiller Balkanlar ve Avrupa'da ayrıca Kudugeriler, Babunlar, Torbacılar, Pavlusçular, Katarlar, Albigenler, Patarenler... şeklinde de adlandırılnuşlardır. Bogomillik resmi kilise ve temsilcilerinin varlığını, kiliselerde ibadet etmeyi, günah itirafı, vaftiz ve ekmek-şarap ayini gibi Hıristiyan geleneklerini reddetmiştir. Bu yüzden Bogomiller Hıristiyanlığın alameti farikası olarak Kabul edilen haç ve ikonlara karşı olduklarını da ilan etınişlerdir. Ayrıca onların hilali ve yıldızı sembol olarak kullandıkları bilinmektedir. Bundan dolayı birçok araştırıcı onları İslam'a yakın bir mezhep olarak görmüş, bunun en büyük kanıtı olarak da topluca Müslüman olmaları gösterilıniştir.
***
Sözün burasında Bosna’daki Müslümanların nasıl bu günlere gelmiş olduklarını anlatmak istiyorum. Merhum Aliya İzzet Begoviç’in, İslâm aleminin yüreklerinde yer almış olmasının sebebi de şimdi anlatacağım bilgilerle daha iyi anlaşılacaktır.
Bilindiği gibi Türkler Balkanlar’a ve Rumeli’ye, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan çok önce yerleşmişlerdir. Osmanlı’ların bu bölgeyi kolay denilebilecek bir şekilde ele geçirmesinde, bölgede yaşayan Türk unsurların da payı vardır. Orta Asya’dan çıkarak, kuzeyden Balkanlar’a inen küçük Kuman-Kıpçak toplulukları çeşitli baskılara maruz kaldıklarından, dillerini büyük ölçüde kaybetmiş, birlikte yaşadıkları ulusların dillerini benimsemişlerdir. Ancak aynı soydan geldiğine inandıkları Osmanlı’nın bölgeyi işgal etmesiyle birlikte, hemen İslamiyeti kabul etmişlerdir. Bulgaristan’daki Pomaklar, Makedonya’daki Torbeşler, Bosna-Hersek’teki Boşnaklar ve Yugoslavya’nın çeşitli bölgelerinde yaşayan Müslümanlar, işte bu Kuman-Kıpçak Türk boylarına mensup, Türk oğlu Türk’türler. Kimilerinin iddia ettikleri gibi onlar, Osmanlı Türkleri’nin tehditleri sonucu İslamiyeti kabul etmiş değildirler…
Boşnaklar, Osman İmparatorluğu’nun ortadan kalkmasından itibaren günümüze kadar küçüklü büyüklü gruplar halinde Türkiye’ye göç ederek, ülkemizin çeşitli kentlerine yerleşmişlerdir. Buna rağmen iki milyona yakın Boşnak ise, doğdukları topraklarda yaşamayı tercih etmişlerdir. Bu insanlar İslamiyeti öylesine kıskançlıkla korumuşlardır ki, Saraybosna, bir ara neredeyse, dünya Müslümanlarının merkezi haline gelmiştir. Keza Bosna Hersek’teki Türk-İslam eserleri de titizlikle restore edilmiştir. Kısaca belirtmek gerekirse, Boşnaklar bizim kardeşlerimizdir…
Ne var ki, uzunca bir süre, dünyanın her yanındaki soydaşlarımız gibi, Boşnak kardeşlerimizden de uzak bir yaşayış içerisinde olmamız, aramıza soğukluğun girmesine sebep olmuştur. Şayet Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti (YSFC) dağılıp, Bosna-Hersek Cumhuriyeti, öteki cumhuriyetler gibi bağımsızlığını ilan etmeseydi, bu kardeş devletten ve bu devletin asli unsurları olan Boşnaklar’dan belki daha uzun bir süre haberdar olunamayacaktı!.. Bağımsızlığın bedelini Boşnak kardeşlerimiz kanlarıyla ödediler ve Balkanlar’da Bosna-Hersek adlı bir Türk Cumhuriyeti kurulmuştur. Beni birkaç gün evinde konuk etmek lûtfunda bulunan dostum Prof.Dr. Münip Maglayliç’in şu sözleri hala kulaklarımdadır: “Allah’a şükürler olsun ki, benim de bir milletim ve benim de Türkiye gibi bir Anavatanım var!..”
Prof. Dr. Münip Maglayliç gibi, bütün Boşnaklar yıllar yılı yanlış bilgilerle şartlandırılmışlardır. Onlara “siz, aslında Sırp milletindensiniz ama Osmanlılar gelip sizi zorla İslamlaştırdı!” demişler ve bunda, kısmen de olsa başarılı olmuşlardır. Bugün Türkiye’de, yönetim kademelerinde bulunan bazı insanlar bile, Boşnaklar’a sadece insani amaçlarla yaklaşmaktadır. Kuşkusuz bu da çok önemlidir; fakat onlar bizim için sıradan insanlar değil; kardeşlerimizdir. Yurdumuzun herhangi bir bölgesindeki insanlar için ne duyuyorsak, onlar için ne gibi fedakarlıklar göze alınabilir ise, Boşnaklar için de aynı şeyler duyulmalı ve yapılmalıdır…
Bosna ve Hersek, Avrupa’nın göbeğindeki iki coğrafi bölgedir. Biribirleriyle ikiz kardeş gibi olan bu iki bölgeden Bosna’nın başkenti Saraybosna (Sarajevo), Hersek’in başkenti ise Mostar’dır. Bu iki kent de tam anlamıyla iki önemli Türk-İslam kentidir. Mareşal Tito, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Yugoslavya’yı, altı cumhuriyetten oluşan federal bir devlet olarak yeniden kurarken, “Bosna Hersek”in de bir cumhuriyet olarak tescilini sağlamıştır. Bilindiği gibi Yugoslavya Federasyonu’nda Bosna- Hersek’ten başka, Makedonya, Karadağ, Slovenya, Hırvatistan ve Sırbistan cumhuriyetleri yer almıştır.
Bosna-Hersek’in yüzölçümü 51.129 kilometrekare olup, nüfusu 5 milyon civarındadır. Nüfusun 2 milyonluk bölümünü Boşnaklar teşkil etmektedir. Sırplar ve Hırvatlar ise birer milyonluk ülkelerdir. Nüfusun öteki bölümünü Çingeneler, Yahudiler ve diğer etnik unsurlar oluşturmaktadır. Kuşkusuz dağılan Yugoslavya’nın öteki cumhuriyetlerinde de Boşnaklar yaşamaktadır.
***
Balkan Türkoloji Araştırmaları Merkezi’nin Türkiye temsilcisi idim. Merkez rutin bilimsel kongresini Bosna-Hersek’te yapacaktı. İlk durağımız Mostar’dı ve buradaki bir otelde konaklamıştık. Kongre çalışmamızın tamamlanmasından sonra bir gün Blagaj kentine gitmiştik. Eski adı Stepangrad olan bu kentteki Osmanlı-Türk yapıları, titizlikle korunuyordu. Stepan’ın oğlu, Mehmet Hersekoviç, Osmanlı devletine önemli hizmetlerde bulunmuştu. Buradaki Sultan Süleyman Camii, kentte kalan tek İslâm eseriydi. Bogomil Mezarlığı burada idi.
Boşnaklar’ın, Bogomiller’in devamı olduğu yazılır, çizilir. Kimdir Bogomiller? Bir ulus mu? Yoksa, farklı inanç sistemleri olan insanlar mı? Ben, mevcut kaynaklardan, bu soruların inandırıcı bir yanıtını bulamamıştım. Ama sonraki yıllarda bu hususta aydınlatıcı bilgiler ortaya çıktı ve bu konudaki gerçekleri öğrenmiş olduk.
Ayrıntılı bilgiyi sonraki yazıma bırakarak, şimdilik demek istediğim odur ki; Boşnaklar, bugün yaşadıkları topraklara, Osmanlı’dan çok önce yerleşen Kıpçak, Peçenekler’in torunlarıdır. Bölgedeki hakim unsurların dilleri olan Sırp dilini konuşmuşlar, Osmanlı ile buluşunca da topluca İslâmiyeti kabul etmişler ama dillerini değiştirmemişlerdir.
Kongre sonrası yaptığımız gezide, Bogomil Mezarlığını da gezip görmüştük. Burada 12. ve 13. yüzyıllardan kalma 132 mezar taşı var. Ama zaman içerisinde sayıları azalmış. Bize orada anlattıklarına göre, Bogomil inanç sisteminde, Katolik, Ortodoks ve islâmiyetin izleri vardır. Geçmişte oruç tutmaları, “babalık” sisteminin oluşu gibi…

Bosna’da gezdiğim Bogomil mezarlığında
Stolac kenti de Türk izlerini barındıran bir belde. 1519 yılında burada inşa edilen Sultan Selim Camiini, 1993’de Sırplar yerle bir etmişler!.. Sonra Hırvatlar, bu caminin altında, kilise kalıntıları aramışlar. Osmanlı Kalesi sapasağlam duruyor. 1940’lara kadar on-onbeş Müslüman aile yaşarken, onları da kovmuşlar!.. Ama şimdilerde, geriye dönenler varmış. Bu bölgede bir yandan Katolik-Ortodoks savaşları olmuş; öte yandan, haçın hilâle karşı hiç bitmeyen savaşı devam etmiş!.. İlirler’in kenti olarak bilinen Oşaniç, M.Ö.300 – M.S.30. yıllara kadar varmış ve o dönemde çok güçlü bir yermiş. Kazılarda Orta Çağ Bosna paraları bulunmuş. Nümizmatikler, 1300 yıllarına ait paralar saptamışlar.
***
Benim kanaatim, Boşnaklar’ın, Türk kökenli oldukları doğrultusundadır. Ama birçok bilim adamı bunu kabule yanaşmamaktadır. Onların Sırp-Hırvat diline yakın bir dille konuşmaları, asırlar boyunca bu iki halk arasında yaşamak mecburiyetinde olmalarından kaynaklanmaktadır. Boşnaklar hiçbir zaman hristiyan dinini benimsememişlerdir. Bogomil inanç sisteminin de hristiyanlıkla bir ilgisi yoktur. Bu sistem, bütün dinlerden ve elbette islamiyetten de izler taşımaktadır. Günde 5 kez, toprağa secde etmeleri, bu görüşümüzün somut delillerinden biridir. Bu nedenle, bizim, Türk Dünyasından söz ederken, Boşnaklar’ı da bu şemsiye altına almamızdan doğal bir şey olamaz. Bunun böyle olduğunu biz, pek çok belgeyle ortaya koyabiliriz; ama olmadığını belgelemek mümkün değildir.
Devamı var
