“ER DEFTERİ” GÖRÜLMÜŞTÜR!
“ER DEFTERİ” GÖRÜLMÜŞTÜR!
Beş yıl önce vefat eden Silifkeli Hasan Boz’un 70 yıl önce denizci askerken tuttuğu defter bana teslim edildiğinde çok heyecanlıydım. Eskiden askerlere gelen mektuplar incelenerek açık vaziyette teslim edilir, zarfın üzerinde de “Er mektubu, görülmüştür” damgası vurulurdu. Eve geldiğimde “Er defteri, görülmüştür!” diye düşünerek hemen ayrıntılı biçimde incelemeye başladım.
Rıfat Yörük/Sesimiz Haber Merkezi
“Gemilerde talim var
Bahriyeli yârim var
O da gitti sefere
Ne talihsiz başım var”
Oturduğumuz Kapızlı’da bisikletimle geleneksel akşamüstü gezisinden eve doğru dönerken ismimle bana seslenildiğini duydum. Çağıran “Kuytu” isimli açık hava mekânında köftecilik yapan Karadede’li komşumuz Ahmet Cücel’di. Yanında eşi Meryem Hanım ve iki tatlı kızı da vardı. Zaman zaman çay içip sohbet ettiğimiz misafir köşesine oturduğumuzda oldukça heyecanlı bir şekilde bana yıpranmış bir “lise defteri” uzattı. Kapağındaki “Adı, Sınıfı, Okulu” kısmı tıpkı öğrenciler gibi doldurulmuştu. “Hasan Boz, Makine, Sultanhisar Gemisi” yazıyordu. Defterin ilk sayfalarını karıştırınca Silifkeli bir denizci askere ait olduğunu anladım. Ben de heyecanlanmıştım. Yarısına kadar dolu olan defterde 1954, 1955 ve 1956 tarihleri geçiyordu. Yani en az 70 yıllık bir asker defteriydi.

Eskiden askerlere gelen mektuplar incelenerek açık vaziyette teslim edilir, zarfın üzerinde de “Er mektubu, görülmüştür” damgası vurulurdu. Eve geldiğimde “Er defteri, görülmüştür!” diye düşünerek hemen ayrıntılı biçimde incelemeye başladım;
“Gölcük Dağları buluta yakın
Süngümü, kütüklüğümü belime takın
Benden ümidinizi kesmeyin sakın
36 ay dolunca gelirim sevgilim”

Daha girişte yer alan 21 kıtadan oluşan “Er Destanı”, Uzuncaburç Köyünden Hasan Boz’un memleketi, annesi ve ufak çocuğuyla eşine duyduğu hasretin şiirleşmesi, destanlaşmasıydı.
Defteri ayrıntılı inceleyip notlar aldıktan sonra teslim eden kişiyle görüşmek istedim. Osman Boz, komşu sitelerden Burçin Sitesinde görevliymiş. Serel Sitesinden emekli olduktan sonra yan site Burçin’e geçmiş. Defter sahibinin oğlu, Kuytu Köfte sahibi Ahmet Cücel’in de arkadaşıymış.
Buluşmamızda babası Hasan Boz’un 2021 yılında 88 yaşına girdiğinde vefat ettiğini, bir hafta sonra da acısına dayanamayan eşi Ayşe’nin yani annesinin Hakk’ın rahmetine kavuştuğunu söyledi. Ayrıca babalarının köylerinde çiftçilikle geçindiğini, gençliğinde keman çaldığını, toplam yedi evlâdı bulunduğunu, kendisinin de en küçükleri olduğunu belirtti.
“Bu defterin varlığından hiçbirimiz haberdar değildik. Ölünce evinde bir dolapta karşıma çıktı. Babamdan bana kalan tek hatıra bu oldu.” diyen 1970 doğumlu Osman Boz, babası askerden döndükten 14 yıl sonra doğmuş.

İşte O Hikâye
1953 yılının sonları… Silifke’nin Uzuncaburç Köyünde babasının yanında çiftçilik yapan 1933 doğumlu Hasan Boz vatani görevi için askere çağırılır. O yıllarda askerlik süresi toplam üç yıl yani 36 aydır. Ancak Hasan’ın bir sevdiceği, gözünün nuru eşi, Ayşe’si vardır. 18 yaşındayken evlendirilmiştir. Üstelik altı aylık “Cengiz” isimli göz aydınlığı bir oğula sahiptirler.
Sülüsünü alan Hasan gözyaşları içinde Silifke’den uğurlandıktan sonra Tarsus Yenice tren istasyonuna gönderilir. O artık bir deniz eridir ve hedef Kocaeli’nin Gölcük ilçesidir. Ama aklı fikri oğlu ve Ayşesindedir.
Ayşe de artık “Gemilerde Talim Var/Bahriyeli Yârim Var” türküsünü söylemekte ve eşinden gelecek ilk mektubu beklemektedir.
Günler süren bir yolculuktan sonra Pozantı, Ulukışla, Konya, Akşehir, Afyon üzerinden İzmit’e oradan da Gölcük’e varıp birliğine teslim olan Hasan ilk fırsatta annesine ve eşine mektuplar yazarak adresini bildirir. Artık mektup bekleme sırası ona geçmiştir.

Sultanhisar Gemisinin Makine Dairesi
Acemi eğitimini Gölcük’te tamamlayan Yörük Hasan, TCG Sultanhisar (D-354) muhribine verilir. “Destroyer” de denilen etkili silahlarla donatılmış bu büyük savaş gemisi saatte 30 mili geçen bir hıza ve çevikliğe sahiptir.
1940 yılında İngiltere kraliyet donanması için yapılan bu gemi 1942 yılında Türk Deniz Kuvvetlerine devredilmiş ve18 yıl hizmet ettikten sonra 1960 yılında hurdaya ayrılmıştır.

Hasan Boz işte bu Sultanhisar Gemisinin makine dairesinde, zor bir yerdedir. Sürekli tatbikat ya da seyrüsefer halindeki gemiye mektupların ulaşması daha zordur. İlk defa Silifke dışına çıkan “Boz Hasan” için günler çok zor geçmekte, tezkere tarihi bir türlü yaklaşmamaktadır.

Emsali Bulunmaz Komutan
İzne çıktığı bir günde kırtasiyeciden “lise defteri” alan Hasan acılarını, hasretini döktüğü şiirleri, destanları buraya aktarmaya başlar. Kendisinin gemideki vazife tanımıyla başlayan bu defterin en arka sayfasında ise o dönem ülkemizi ve ordumuzu yönetenlerin isim ve unvanları yer almakta... Bu sayfada ismi geçen Kurmay Kıdemli Binbaşı Haydar Aydın’ın yanına ise “emsali bulunmaz’ şeklinde not düşmüş.
Defterde annesine yazdığı ve gemideki hayatı anlattığı şiirlerin haricinde sevdiği arkadaşlarının tarih atarak yazdıkları şiirler ve şarkı sözleri de bulunmakta...
Bu defterin hemen girişinde, beş sayfaya yayılan ve içinde zaman zaman annesine, zaman zaman eşine ve oğluna seslendiği ve sıla hasreti içinde kendisine sık sık mektup gönderilmesini beklediği dizelerle dolu “Er Destanı” yer almakta.
Sizi bu destanla baş başa bırakıyor, hemşehrimiz Hasan Boz’a da Allah’tan rahmet diliyorum.
ER DESTANI
Şubenin önü doldu boşaldı
Sılada nişanlım beş günlük kaldı
Kör olası muhtar askere saldı
Tezkere almam çok zora kaldı
Şubeye vardım “soyun” dediler
“Asker elbisesini giyin” dediler
Tayın, karavana nedir bilmezdim
Önüme getirip “yiyin” dediler
Asker oldum, çadır kuruldu düzlere
Kanlı yaşlar doldu kara gözlere
Belki kavuşmak nasip olur bizlere
Sizler hakkınızı helâl edin bizlere
Bir mektup yazdım aktan karadan
Gurbet için yaratmış bizi Yaradan
Anne, mektubu kesme aradan
Biz de kurtuluruz kanlı yaradan
Mektubun başına dikkat eyleyin
Beni soranlara selâm söyleyin
Bir mektup yazın da bana eyleyin
Yazmayanlar bir gün gelir utanır
Dallarda gonca gül oldum açıldım
Kumaş olup terzilerde biçildim
Asker oldum, aranızdan seçildim
Onun için dertli dertli söylerim
Ötüşmeyin kuşlar kışla taşında
Hem askerlik hem hasretlik başımda
Çok çile çekmişim şu genç yaşımda
Onun için sılamı arzu ederim
Atın toplar atın, dağlar inlesin
Okuyan destanımı herkes dinlesin
Bu mektup, hâlimi size söylesin
Bu gurbet ellerde ben de niderim?
Geminin yönü trene karşı
İçinde söylenir İstiklal Marşı
Biz de çalışırız vatana karşı
Alnım açık, göğsüm açık giderim
Ey mektubum, sen anneme varınca
Annem seni sağ eline alınca
"Hani seni yazan oğlum?" deyince
Sen de “Gölcük Dağlarında” dersin
Çok mektup yazdım eş ile dosta
Günlerce bekledim, gelmedi posta
Sılada sevgilim pek ağır hasta
Hasretlik bağrımı deldi ne çare
Ah benim kalbimi yakan anneciğim
Durmayıp yollara bakan anneciğim
Yanıp yıkıldığım “vatan” anneciğim
Oğlunu hatırından çıkarmayasın
Sevdalılar bu hayatta gülmezler
Acıyıp da gözyaşımı silmezler
Çocuk çocuk bu acıyı bilmezler
Onun için dertli dertli ağlarım
Şubenin önünde dereler akar
Oturmuş askerler çamaşır yıkar
Sılada sevgilim yollara bakar
Onun için dertli dertli ağlarım
Mektup yazdım acep köye varır mı?
Gözü yaşlı sevgilimi bulur mu?
Bir müjde de bize nasip olur mu?
Onun için dertli dertli ağlarım
Gölcük Dağları buluta yakın
Süngümü, kütüklüğümü belime takın
Benden ümidinizi kesmeyin sakın
36 ay dolunca gelirim sevgilim
Trene bindim de kuş gibi uçtu
Akşehir'i, Konya'yı geceleyin geçti
Sabah ezanında Afyon'a erişti
Ben seni anarak ağlarım anne
Trene bindim de inesim geldi
İzmit'ten Silifke’ye dönesim geldi
Koyveriniz beni kendi başıma
Annemi, oğlumu göresim geldi
Bu askerlik uzuyor da bitmiyor
Gurbet elde bize harçlık yetmiyor
Rahatım ne kadar iyi de olsa
Eşim, sevgilim hiç aklımdan gitmiyor
Denizde çeşitli balıklar yüzer
Çeşmenin başında sevgilim gezer
Yurdumun kokusu bağrımı ezer
Haftada mektubun gözlerim anne
Bir mektup yazdım ki siz de biliniz
Okuyup da baştan aşağı gülünüz
Ne kadar zahmetse üzülme sevgilim
Karşılığını seve seve veriniz
Mersin’in Silifke kazasından Hasan Boz

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.