YÖRÜK GIZI İÇİN TANITIM VE İMZA GÜNÜ…

KİTAP 20.06.2026 - 13:15, Güncelleme: 20.06.2026 - 14:28 373 kez okundu.
 

YÖRÜK GIZI İÇİN TANITIM VE İMZA GÜNÜ…

Gazetemiz yazarlarından Esma Deveci’nin ikinci baskısını yapmış olduğu Yörük Gızı kitabı için tanıtım ve imza günü düzenlendi. Moderatörlüğünü Yaşar Öztürk’ün yaptığı programa sanatçı Hasan Gürpınar türkülerle renk katarken, ritmsazda Mustafa Yetkin eşlik etti. Ayrıca Kaymakam Aslaner’e türkülerle veda da edildi.
Sesimiz Haber Merkezi Sesimiz Gazetesi kültür sanat etkinlikleri çerçevesinde Silifke Halk Kültürü uzmanı yazar Esma Deveci’nin yeni yayınlanan “Yörük Gızı” kitabının tanıtım ve imza günü Silifke Milli Eğitim Müdürlüğü Ek Binası’nda yapıldı. İLGİ OLDUKÇA YÜKSEKTİ Silifke Kaymakamı Abdullah Aslaner’in de katıldığı etkinliğe Silifkeli yazarlar Rıfat Karaduman, Rıfat Yörük, Mustafa İnceoğlu, Mustafa Beceren, Lütfi Uğur, Sibel Şahin, Hüsniye Bakla, CHP Kadın Kolları Başkanı Celile Fırat, Londra Troy Kitap Kulübü yöneticilerinden Ayşe Ok, ÇYDD Silifke Şube Başkanı Hatice Tol, Mersin Büyükşehir Belediyesi Silifke bölgesi sorumlusu Bünyamin Uçar ve çok sayıda izleyici geldi. TÜRKÜSÜZ OLUR MU? Bağlamada Hasan Gürpınar, Ritmsazda Mustafa Yetkin’in eşliğinde bir biriden güzel Karacaoğlan türkülerinin seslendirildiği etkinlikte Esma Deveci ve kitabın tanıtımını moderatör olarak Silifke’nin tanınmış simalarından gazeteci-yazar-kitapçı Yaşar Öztürk yaptı. OSMAN KİYA DA ANILDI Yaşar Öztürk:  “Esma Deveci çok önemli işler yapıyor. Özellikle yok olan ve bir kuşak sonra geride hiçbir şeyin kalmayacağı sözlü kültürümüzü yarına taşıyor. Kabasakallı köyünü kuran dedesi Osman Kiya’yı da köyde babadan alan evi yeniden ayağı aldıran oğlu Eczacı Mahmut Çomak’ı da saygı ve sevgi ile anıyoruz. Osman Kiya 30 yıl muhtarlık yapmakla kalmamış yarınlara değerli bir hazine bırakmış. BEN DEDEMİN SÖZÜNÜ TUTTUM Esma Deveci: “Her şey zıddıyla anlaşılır. Çirkinlik olmadan güzelliğin, yoksulluk olmadan zenginliğin değeri anlaşılamayacağı gibi, bugün yaşadığımız yaşam seviyesine nasıl geldiğimizi anlamak ve değerini bilmek için bugünlerin bedelini 1930'larda ödeyen Osman Kiya'nın (Çomak) anılarına kulak verdim. Dedem şöyle anlatıyordu: "O günlerde acı ve sefalet içindeydik. Işık yoktu, her yer karanlıktı. Su yoktu, herkes yokluk ve pislik içindeydi, canlılar susuzluktan zor durumdalardı” diyen Osman Kiya insanların az okuyup çok yazdığından da şikâyet ediyordu ben onun sözünü tuttum okuyup yazdım. İşte ondan özlü söz: “Hayat, bir bitim noktası olmayan yoldur. Yalnız yaşayanlar için ise hayat, çekilmesi zor olan bir yoldur.” CAHİL CESARETLİ OLUR Silifke gelenek ve göreneklerinden örnekler veren Esma Deveci, Yörük kadınlarından derlediği anılara kitabında yer vermiş: Esma Deveci’nin kitabından çeşitli bölümleri izleyicilere okuyan Yaşar Öztürk: “Yaşama yön veren sözler var. İşte bazı örnekler: “Böyle yaşamak insanı endirdir de öldürür de.” “Feri Sönmüş” “Evlilik Türk toplumu için önemli bir müessesedir. Evlilik deyince akıllara sevmek, sevilmek, âşık olup onu düşünmek, günlerce, aylarca, hatta yıllarca onu hayal ederek yaşamak gibi daha niceleri...” “Cahil cesaretli olur. İnsanın başına ne gelirse cahillikten gelir.” “Ne it ürer, ne kervan geçerdi bizim dağlardan. Şenliğin az, sessizliğin çok olduğu yerdi bizim edrese (adres)” “Bizim zamanımızda ne ot ne ocak ne at-eşek ne gonu-gomşu dağlardı evimiz ağaçlardı sırdaşımız. Goyunlar, guzular, davarlardı gardaşlarımız. Onlarla yattık, onlarla gakdık. "Bu Türkiye, vatan, golay mı gazanıldı sanırsınız? Seferbellik üstüne seferbellik, gelinler gocasız (kocasız) galdı, bebekler babasız, geride yürekleri yanık analar, bacılar galdı.” “Yörük obalarında bazı genç gızlarımız, sevmek nedir bilmeden, sevdiğine gönül vermeden, sevmediği biri ile evlendirilerek töre kurbanı olurlar.” SÖZ DEYİP GEÇME 50 yıl önce “Türkiye’de Yörüklerin Yayla Hayatı” kitabını Yörüklerle 6 ay yaşayarak yazan Ulla Johansen’i anlatan ve yazısını okuyan Yaşar Öztürk’ten sonra Esma Deveci şunları söyledi: “Yörükler, atasözleri ile hayatlarını düzenlemeyi, deyişler ve manilerle renklendirmeyi pek severlermiş. Ama deyiş, mani, atasözü deyip te geçmemek gerekir. Bu sözlerin her biri binlerce yıldır sürdükleri o katıksız hayatın bir gerçeğine bir bilinmezine ışık tutar. Obalarda bazı gişiler günün birinde ağzından bir söz kaçırmıştır. Bu söz aslında o anki gerçeğe ters düşen sözlerdir. Söz bu tersliği nedeniyle halk tarafından sevilmiş olduğundan yerleşmiştir. Sözün söylenişi gibi olay da oldukça tekrarlanarak yaşatılmıştır. O cahil sefil görünüşlü insanlar, cevher gibi aydın ve imkânları kısıtlı obalar, taşı gediğine koymasını bilen kişilermiş. AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCAYA DÖNDÜ HAYATIMIZ İşte bazı örnekler: “Dört mevsimin üçü aydınlık olur da yalnız gış mı karanlık?” “Hindi teknoloji akıllıyı deliyi bir etti. “Ağustos böceği ile karıncanın hikayesine döndü hayatımız. Yazın gölge hoş kışın çuval boş olur.” “İşte böyle. Zengin memleketin fakir bekçilerine gelen de vuruyor, giden de; deprem de, sel felaketi, savaş, ekonomik kriz de vurur!” (Haksız da değil hani. Gendi özümüz olan insanlarımızdan uzak kaldıkça, ülkenin düzeleceği zannına kapılanlar, gerçeği ne zaman görecekler?” “İnsan şöyle bir düşünüyor da, teknoloji hayatın içine girince herhalde kültürümüz yok oluyor.” “Akıllı giye giye, deli yuya yuya eskitirmiş alığı hindikiler gibi.” “Günün insanları şükürsüz ve doyumsuz.” “Teknolojinin dünya âlemine yansımasıyla, insanlarda bir kopukluk, birbirine karşı sevgi, saygı, hoşgörü, karışıp kaynaşma da bitmiştir.”  “İmkanlar kısıtlıydı, yoktu. Ama insanlık böyle ölmemişti.” İşte ondan özlü sözler “Hayat, bir bitim noktası olmayan yoldur. Yalnız yaşayanlar için ise hayat, çekilmesi zor olan bir yoldur.” “Bu dünyada ateşsiz bir yaşam düşünülebilir mi?” TOPRAĞIN EFENDİSİNDEN GERİYE ADLARI KALDI “Akarca” adının nereden geldiğini Kabasakallı Köyü’nün kuruluşunu anlatan Esma Deveci efsaneler, masallar, maniler, Yerlerin Adları, yerel yemekler, gelenek ve görenekler, Yörükler ve ateş, Kara-Kıl Çadır, hayvanlar, hayvan hastalıkları yerel sözcükler, İnsan Hastalıkları, yerel şölenler, sofra adapları, yerel yemekler, batıl inançla, Mantura çekmek, doğum, ad verme, Ninniler, Diş Börtmesi,  Çocuk Oyunları, orta oyunu, köy seyirlik oyunları, fıkralar, dokumalar, dokumalar için söylenmiş özlü sözler, yaylaya göç gibi konularda yaptığı araştırmaları yazıları anlatan Esma Deveci: “Çoktan sonu gelmiş bir hayat tarzının, büyünün karşısında tutunan maniler, deyişler, ağıtlar, adlar, şiirler, o, binlerce yıldır sürdürülmüş̧ çok zor hayatın bir gerçeğine, bilinmezine ışık tutar. Avrupa’ya yürüyen ve gözlerinin göremeyeceği kadar toprağın efendisi olan göçebelerden geriye adları ve adlar kaldı.” TÖRE KURBANI OLUYORLAR Kadınlar konusunda konuşan Esma Deveci: “Kara çadırlarda yaşayan yüzleri ak, kederli gara gadınlar! Yörük obalarında ne kutlanacak bir gün, ne onlara karşı saygı, sevgi; işte ince ruhlu gadınların kararmış ruhları, yıkılmış umutları, dünyadan, yaşamadan bezmiş gadınlar. Onbeş-onaltı yaşına gelmiş Yörük gızları gönül vermek, sevmek nedir bilmeden büyüklerin töre kurbanı oluyorlar. Ne zaman Aziz Atatürk gadın haklarını verdi, gadınlar biraz olsun çileden gurtuldu. Gadındır evin yakışığı, anası, garısı, kalayı, düzeni, aşı, işi tadı, tuzu. Tek iş yemek yapmak, çocuk doğurmak olsa, bir çırpıda kalkıverir yükün altından. Eğer bir de yük ağır ve baskılıysa gadının vay haline. Atalarımız ne demiş? “Yuvayı dişi guş yapar.” Ama biz yine de beraber yürütüyoruz. “Yazın gölge hoş, gışın çuval boş” diye, daha yaz bitip güz gelmeden başlar, gış katığını hazırlamaya. Buğdaylar yıkanıp un yapılır, bulgur yapılır. Salça, turşu, reçeller, tarhana, ereşde, salamura, konserve, zeytinler kurulur. Kurutulacak sebzeler kurutulur. Günümüz insanı katıklı bir ekmek, katıksız bir hayat istiyor. Köyden kente, bir kentten ötekine insanlar göçtükçe; dilde, gelenek ve görenekte bir hamur olup zaman içinde eriyor.” SANAYİ, KÜLTÜRÜ YENDİ Yaşar Öztürk’ün Süt kertiği ve salan konusuna değinmesi üzerine Esma Deveci: “Sanayinin fendi (gücü-bilgisi) kültürü yendi. Yörükler sadece yüklerini değil kültürlerini de taşır devenin tek hörgücünde. Fakat sanayinin, teknolojinin insan yaşamına katkısı nasıl büyükse, kültürün geçmişte kalışı da o gadar uzak. Geçmişteki kültürümüzü bugüne taşırız ama gulaktan gulağa, yazıyla, okuyarak taşımış oluruz. Bizim, kültürümüze sahip çıkışımızda böyle bir şey. Kültürümüz guşaktan guşağa geçerken iyice yozlaşıyor, asıl özelliği o günü yaşayan ve günümüzde kaybolan insanlarla beraber toprağa gömülüyor. Böyle ne zorluklarla, ne yokluklarla yaşamışlar ama yine de bir yaşlıya yaşantılarını sorsam “Ah nerede o eski günler” diyerek içini çeker. “O zamanlar hatır gönül vardı” derler.  Ne teknoloji, ne ak kâğıt üzerindeki gara yazı, onlara yön verip, ışık tutmuş. Yaşamlarını gaba guvvet, yönlerini yıldızlar, zamanlarını horoz, eşek gibi şeylerden yararlanıp his ve deneyimleri ile yarı yanlış yarı doğru hayat şartlarını sürüp gitmişler.” KATKIDA BULUNDULAR Rıfat Karaduman Esma Deveci’nin el dokumları, yerel kıyafetler konusundaki katkılarını anlattı. Lütfi Uğur da Esma Deveci’nin Silifke Halk Kültürünü ve Yörük kültürünü yurtdışında da tanıttığını anlattığı söyledi. Mustafa İnceoğlu Esma Deveci’nin anlattıklarına katkıda bulundu. UNUTULMADILAR Oldukça samimi ve sıcak bir ortamda geçen programda; Eflatun Yüzbaşıoğlu, Özcan Seyhan anıldı. Ahad Askerov ile İrfan Ünver Nasrattınoğlu'na Silifke Halk Kültürüne katkılarından dolayı teşekkür edildi. KAYMAKAM ASLANER’E TÜRKÜLÜ VEDA Kültür ve sanata çok değer veren 5 yıldır bulunduğu yerlerde toplumun her kesminin sevgi ve saygını kazanan Tokat Vali Yardımcılığına atanan Silifke Kaymakamı Abdullah Aslaner’e türkülerle teşekkür vedası edildi. Daha sonra katılımcılar Esma Deveci’ye kitap imzalattılar. Sesimiz gazetesine katkılarından dolayı teşekkür edildi. Necla Ceylaner Esma Deveci’ye çiçek sundu.  
Gazetemiz yazarlarından Esma Deveci’nin ikinci baskısını yapmış olduğu Yörük Gızı kitabı için tanıtım ve imza günü düzenlendi. Moderatörlüğünü Yaşar Öztürk’ün yaptığı programa sanatçı Hasan Gürpınar türkülerle renk katarken, ritmsazda Mustafa Yetkin eşlik etti. Ayrıca Kaymakam Aslaner’e türkülerle veda da edildi.

Sesimiz Haber Merkezi

Sesimiz Gazetesi kültür sanat etkinlikleri çerçevesinde Silifke Halk Kültürü uzmanı yazar Esma Deveci’nin yeni yayınlanan “Yörük Gızı” kitabının tanıtım ve imza günü Silifke Milli Eğitim Müdürlüğü Ek Binası’nda yapıldı.

İLGİ OLDUKÇA YÜKSEKTİ

Silifke Kaymakamı Abdullah Aslaner’in de katıldığı etkinliğe Silifkeli yazarlar Rıfat Karaduman, Rıfat Yörük, Mustafa İnceoğlu, Mustafa Beceren, Lütfi Uğur, Sibel Şahin, Hüsniye Bakla, CHP Kadın Kolları Başkanı Celile Fırat, Londra Troy Kitap Kulübü yöneticilerinden Ayşe Ok, ÇYDD Silifke Şube Başkanı Hatice Tol, Mersin Büyükşehir Belediyesi Silifke bölgesi sorumlusu Bünyamin Uçar ve çok sayıda izleyici geldi.

TÜRKÜSÜZ OLUR MU?

Bağlamada Hasan Gürpınar, Ritmsazda Mustafa Yetkin’in eşliğinde bir biriden güzel Karacaoğlan türkülerinin seslendirildiği etkinlikte Esma Deveci ve kitabın tanıtımını moderatör olarak Silifke’nin tanınmış simalarından gazeteci-yazar-kitapçı Yaşar Öztürk yaptı.

OSMAN KİYA DA ANILDI

Yaşar Öztürk:  “Esma Deveci çok önemli işler yapıyor. Özellikle yok olan ve bir kuşak sonra geride hiçbir şeyin kalmayacağı sözlü kültürümüzü yarına taşıyor. Kabasakallı köyünü kuran dedesi Osman Kiya’yı da köyde babadan alan evi yeniden ayağı aldıran oğlu Eczacı Mahmut Çomak’ı da saygı ve sevgi ile anıyoruz. Osman Kiya 30 yıl muhtarlık yapmakla kalmamış yarınlara değerli bir hazine bırakmış.

BEN DEDEMİN SÖZÜNÜ TUTTUM

Esma Deveci: “Her şey zıddıyla anlaşılır. Çirkinlik olmadan güzelliğin, yoksulluk olmadan zenginliğin değeri anlaşılamayacağı gibi, bugün yaşadığımız yaşam seviyesine nasıl geldiğimizi anlamak ve değerini bilmek için bugünlerin bedelini 1930'larda ödeyen Osman Kiya'nın (Çomak) anılarına kulak verdim. Dedem şöyle anlatıyordu: "O günlerde acı ve sefalet içindeydik. Işık yoktu, her yer karanlıktı. Su yoktu, herkes yokluk ve pislik içindeydi, canlılar susuzluktan zor durumdalardı” diyen Osman Kiya insanların az okuyup çok yazdığından da şikâyet ediyordu ben onun sözünü tuttum okuyup yazdım. İşte ondan özlü söz: “Hayat, bir bitim noktası olmayan yoldur. Yalnız yaşayanlar için ise hayat, çekilmesi zor olan bir yoldur.”

CAHİL CESARETLİ OLUR

Silifke gelenek ve göreneklerinden örnekler veren Esma Deveci, Yörük kadınlarından derlediği anılara kitabında yer vermiş: Esma Deveci’nin kitabından çeşitli bölümleri izleyicilere okuyan Yaşar Öztürk: “Yaşama yön veren sözler var. İşte bazı örnekler: “Böyle yaşamak insanı endirdir de öldürür de.” “Feri Sönmüş” “Evlilik Türk toplumu için önemli bir müessesedir. Evlilik deyince akıllara sevmek, sevilmek, âşık olup onu düşünmek, günlerce, aylarca, hatta yıllarca onu hayal ederek yaşamak gibi daha niceleri...” “Cahil cesaretli olur. İnsanın başına ne gelirse cahillikten gelir.” “Ne it ürer, ne kervan geçerdi bizim dağlardan. Şenliğin az, sessizliğin çok olduğu yerdi bizim edrese (adres)” “Bizim zamanımızda ne ot ne ocak ne at-eşek ne gonu-gomşu dağlardı evimiz ağaçlardı sırdaşımız. Goyunlar, guzular, davarlardı gardaşlarımız. Onlarla yattık, onlarla gakdık. "Bu Türkiye, vatan, golay mı gazanıldı sanırsınız? Seferbellik üstüne seferbellik, gelinler gocasız (kocasız) galdı, bebekler babasız, geride yürekleri yanık analar, bacılar galdı.” “Yörük obalarında bazı genç gızlarımız, sevmek nedir bilmeden, sevdiğine gönül vermeden, sevmediği biri ile evlendirilerek töre kurbanı olurlar.”

SÖZ DEYİP GEÇME

50 yıl önce “Türkiye’de Yörüklerin Yayla Hayatı” kitabını Yörüklerle 6 ay yaşayarak yazan Ulla Johansen’i anlatan ve yazısını okuyan Yaşar Öztürk’ten sonra Esma Deveci şunları söyledi: “Yörükler, atasözleri ile hayatlarını düzenlemeyi, deyişler ve manilerle renklendirmeyi pek severlermiş. Ama deyiş, mani, atasözü deyip te geçmemek gerekir. Bu sözlerin her biri binlerce yıldır sürdükleri o katıksız hayatın bir gerçeğine bir bilinmezine ışık tutar. Obalarda bazı gişiler günün birinde ağzından bir söz kaçırmıştır. Bu söz aslında o anki gerçeğe ters düşen sözlerdir. Söz bu tersliği nedeniyle halk tarafından sevilmiş olduğundan yerleşmiştir. Sözün söylenişi gibi olay da oldukça tekrarlanarak yaşatılmıştır. O cahil sefil görünüşlü insanlar, cevher gibi aydın ve imkânları kısıtlı obalar, taşı gediğine koymasını bilen kişilermiş.

AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCAYA DÖNDÜ HAYATIMIZ

İşte bazı örnekler: “Dört mevsimin üçü aydınlık olur da yalnız gış mı karanlık?” “Hindi teknoloji akıllıyı deliyi bir etti. “Ağustos böceği ile karıncanın hikayesine döndü hayatımız. Yazın gölge hoş kışın çuval boş olur.” “İşte böyle. Zengin memleketin fakir bekçilerine gelen de vuruyor, giden de; deprem de, sel felaketi, savaş, ekonomik kriz de vurur!” (Haksız da değil hani. Gendi özümüz olan insanlarımızdan uzak kaldıkça, ülkenin düzeleceği zannına kapılanlar, gerçeği ne zaman görecekler?” “İnsan şöyle bir düşünüyor da, teknoloji hayatın içine girince herhalde kültürümüz yok oluyor.” “Akıllı giye giye, deli yuya yuya eskitirmiş alığı hindikiler gibi.” “Günün insanları şükürsüz ve doyumsuz.” “Teknolojinin dünya âlemine yansımasıyla, insanlarda bir kopukluk, birbirine karşı sevgi, saygı, hoşgörü, karışıp kaynaşma da bitmiştir.”  “İmkanlar kısıtlıydı, yoktu. Ama insanlık böyle ölmemişti.” İşte ondan özlü sözler “Hayat, bir bitim noktası olmayan yoldur. Yalnız yaşayanlar için ise hayat, çekilmesi zor olan bir yoldur.” “Bu dünyada ateşsiz bir yaşam düşünülebilir mi?”

TOPRAĞIN EFENDİSİNDEN GERİYE ADLARI KALDI

“Akarca” adının nereden geldiğini Kabasakallı Köyü’nün kuruluşunu anlatan Esma Deveci efsaneler, masallar, maniler, Yerlerin Adları, yerel yemekler, gelenek ve görenekler, Yörükler ve ateş, Kara-Kıl Çadır, hayvanlar, hayvan hastalıkları yerel sözcükler, İnsan Hastalıkları, yerel şölenler, sofra adapları, yerel yemekler, batıl inançla, Mantura çekmek, doğum, ad verme, Ninniler, Diş Börtmesi,  Çocuk Oyunları, orta oyunu, köy seyirlik oyunları, fıkralar, dokumalar, dokumalar için söylenmiş özlü sözler, yaylaya göç gibi konularda yaptığı araştırmaları yazıları anlatan Esma Deveci: “Çoktan sonu gelmiş bir hayat tarzının, büyünün karşısında tutunan maniler, deyişler, ağıtlar, adlar, şiirler, o, binlerce yıldır sürdürülmüş̧ çok zor hayatın bir gerçeğine, bilinmezine ışık tutar. Avrupa’ya yürüyen ve gözlerinin göremeyeceği kadar toprağın efendisi olan göçebelerden geriye adları ve adlar kaldı.”

TÖRE KURBANI OLUYORLAR

Kadınlar konusunda konuşan Esma Deveci: “Kara çadırlarda yaşayan yüzleri ak, kederli gara gadınlar! Yörük obalarında ne kutlanacak bir gün, ne onlara karşı saygı, sevgi; işte ince ruhlu gadınların kararmış ruhları, yıkılmış umutları, dünyadan, yaşamadan bezmiş gadınlar. Onbeş-onaltı yaşına gelmiş Yörük gızları gönül vermek, sevmek nedir bilmeden büyüklerin töre kurbanı oluyorlar. Ne zaman Aziz Atatürk gadın haklarını verdi, gadınlar biraz olsun çileden gurtuldu. Gadındır evin yakışığı, anası, garısı, kalayı, düzeni, aşı, işi tadı, tuzu. Tek iş yemek yapmak, çocuk doğurmak olsa, bir çırpıda kalkıverir yükün altından. Eğer bir de yük ağır ve baskılıysa gadının vay haline. Atalarımız ne demiş? “Yuvayı dişi guş yapar.” Ama biz yine de beraber yürütüyoruz. “Yazın gölge hoş, gışın çuval boş” diye, daha yaz bitip güz gelmeden başlar, gış katığını hazırlamaya. Buğdaylar yıkanıp un yapılır, bulgur yapılır. Salça, turşu, reçeller, tarhana, ereşde, salamura, konserve, zeytinler kurulur. Kurutulacak sebzeler kurutulur. Günümüz insanı katıklı bir ekmek, katıksız bir hayat istiyor. Köyden kente, bir kentten ötekine insanlar göçtükçe; dilde, gelenek ve görenekte bir hamur olup zaman içinde eriyor.”

SANAYİ, KÜLTÜRÜ YENDİ

Yaşar Öztürk’ün Süt kertiği ve salan konusuna değinmesi üzerine Esma Deveci: “Sanayinin fendi (gücü-bilgisi) kültürü yendi. Yörükler sadece yüklerini değil kültürlerini de taşır devenin tek hörgücünde. Fakat sanayinin, teknolojinin insan yaşamına katkısı nasıl büyükse, kültürün geçmişte kalışı da o gadar uzak. Geçmişteki kültürümüzü bugüne taşırız ama gulaktan gulağa, yazıyla, okuyarak taşımış oluruz. Bizim, kültürümüze sahip çıkışımızda böyle bir şey. Kültürümüz guşaktan guşağa geçerken iyice yozlaşıyor, asıl özelliği o günü yaşayan ve günümüzde kaybolan insanlarla beraber toprağa gömülüyor. Böyle ne zorluklarla, ne yokluklarla yaşamışlar ama yine de bir yaşlıya yaşantılarını sorsam “Ah nerede o eski günler” diyerek içini çeker. “O zamanlar hatır gönül vardı” derler.  Ne teknoloji, ne ak kâğıt üzerindeki gara yazı, onlara yön verip, ışık tutmuş. Yaşamlarını gaba guvvet, yönlerini yıldızlar, zamanlarını horoz, eşek gibi şeylerden yararlanıp his ve deneyimleri ile yarı yanlış yarı doğru hayat şartlarını sürüp gitmişler.”

KATKIDA BULUNDULAR

Rıfat Karaduman Esma Deveci’nin el dokumları, yerel kıyafetler konusundaki katkılarını anlattı. Lütfi Uğur da Esma Deveci’nin Silifke Halk Kültürünü ve Yörük kültürünü yurtdışında da tanıttığını anlattığı söyledi. Mustafa İnceoğlu Esma Deveci’nin anlattıklarına katkıda bulundu.

UNUTULMADILAR

Oldukça samimi ve sıcak bir ortamda geçen programda; Eflatun Yüzbaşıoğlu, Özcan Seyhan anıldı. Ahad Askerov ile İrfan Ünver Nasrattınoğlu'na Silifke Halk Kültürüne katkılarından dolayı teşekkür edildi.

KAYMAKAM ASLANER’E TÜRKÜLÜ VEDA

Kültür ve sanata çok değer veren 5 yıldır bulunduğu yerlerde toplumun her kesminin sevgi ve saygını kazanan Tokat Vali Yardımcılığına atanan Silifke Kaymakamı Abdullah Aslaner’e türkülerle teşekkür vedası edildi. Daha sonra katılımcılar Esma Deveci’ye kitap imzalattılar. Sesimiz gazetesine katkılarından dolayı teşekkür edildi. Necla Ceylaner Esma Deveci’ye çiçek sundu.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Esin-Emin GÜLEÇ.
(20.06.2026 14:49 - #1891)
Gençlikten(!), olsa gerek telefonu kaybettim, katil(a)madım. Ablamızı; tebrik ediyor, İşleri kolay, Başarıları da Sürekli Olsun!
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.