TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR
Bu söz, yalnızca bir slogan değil; binlerce yıllık bir tarihin özüdür.
Bu topraklar, Türklerin eliyle yoğrulmuş, Türk’ün yüreğiyle korunmuş, Türk’ün bileğiyle savunulmuştur.
Tarih sahnesine çıkışımız, Orta Asya bozkırlarından başlar. Oğuzlar, Türkmenler ve Yörükler; özgürlüğüne düşkün, savaşçı, teşkilatçı ve onurlu bir milletti. Devlet kurmayı, düzen kurmayı ve toprağa medeniyet katmayı iyi bilirlerdi.
Truva efsanesine dair bazı tarihçiler, Anadolu’nun kadim Türk boylarıyla bağlantı kurar. Truva kahramanlarının kökeninde, Orta Asya’dan gelen proto-Türk topluluklarının izleri olduğuna dair bilimsel tezler bulunmaktadır. Bu görüşe göre Anadolu’nun en eski dönemlerinde dahi Orta Asya bağlantılı topluluklar yaşamış ve sonradan gelen Oğuz boylarıyla kaynaşarak Anadolu’nun asli halklarını oluşturmuştur.
GÜNEYDOĞU ANADOLU VE DOĞU ANADOLU BÖLGELERİNDE, Malazgirt Zaferi’nden çok daha önceye tarihlenen, yaklaşık 5000 yıllık mezarlar bulunmuştur. Bu mezarların bir kısmında Orta Asya bozkır kültürüyle benzerlik gösteren taş balbal tipi mezar taşları yer almaktadır.
Bu taşlarda savaşçı figürleri, ellerinde kılıç veya kap tutan erkek tasvirleri görülür. Bu üslup, Türklerin Orta Asya’daki kurgan mezar geleneğiyle dikkat çekici benzerlikler taşır.
Bu arkeolojik bulgular, Anadolu’da Türk varlığının yalnızca 1071’le başlamadığını; çok daha eskiye, binlerce yıl öncesine uzanan kültürel bağların bulunduğunu göstermektedir.
Oğuz Türkleri, Selçuklu’nun temelini atan, ardından Anadolu’ya akın akın gelen boylardı. 1071 Malazgirt Zaferi ile yalnızca bir savaş kazanmadılar; bu topraklara siyasi ve askerî mühürlerini vurdular. Ardından Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurarak bilimde, sanatta, mimaride çağ açtılar.
Yörükler, bu toprakların bel kemiğiydi. Yaylalardan ovalara göç ederek hem üretimi sürdürdüler hem de sınır boylarını korudular. Devletin zor zamanlarında en önde savaştılar, en geride nöbet tuttular.

Osmanlı’nın kuruluşunda da yine Oğuz’un, Türkmen’in ve Yörük’ün kanı vardı. Kayı boyunun dirayetiyle yükselen Osmanlı, 600 yıl boyunca 3 kıtada hüküm sürdü. Bu güç, yüzyıllarca süregelen Türk teşkilatçılığının, inancının ve disiplininin bir sonucuydu.
Yüzyıllar boyunca ekonomik oyunlarla, içeriden fitneyle ve dışarıdan istilalarla bu milleti zayıflatmak istediler. Ama her defasında Truva’nın direnişinden, Oğuz’un düzeninden, Türkmen’in kudretinden, Yörük’ün özgür ruhundan, Güneydoğu’nun kadim izlerinden güç alan bu millet yeniden ayağa kalktı.
Malazgirt’te Alparslan’ın sancağını taşıyan ruh…
Çanakkale’de Mehmetçiğin “Çanakkale geçilmez!” dediği iman…
15 Temmuz’da tankların önüne yatan millet iradesi…
Hepsi aynı damardan gelir: Türk’ün asil kanı ve Anadolu’nun gerçek sahibi olma bilinci.
TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR
Bu toprakların geçmişinde Truva’nın direnişi, Oğuz’un düzeni, Türkmen’in kudreti, Yörük’ün özgürlüğü ve Güneydoğu’daki kadim Türk izleri vardır.
Geleceği de, bu köklü mirası bilen ve sahip çıkanların olacaktır.
