MİLLETİMİZİN UYANIŞI TÜRKÜN AZİM VE KARARLILIĞIYLA OLACAKTIR
“Vatanın bütünlüğü ve milletin istiklâli tehlikededir.”
Bu cümle, sadece bir tarih tespiti değil; milletlerin kader anlarında karşılaştıkları ortak bir gerçeğin ifadesidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözleri, bir dönemin değil, her dönemin uyarısıdır.
Tarih boyunca nice millet, dış baskılarla, ekonomik kuşatmalarla, içeriden körüklenen ayrışmalarla sınanmıştır. Osmanlı’nın son döneminde yaşananlar bunun en açık örneğidir. Borçlandırılan, yönlendirilen, iradesi zayıflatılmak istenen bir devlet yapısı… Ancak bu tabloyu değiştiren şey ne dış destek ne de mucizevi bir güç olmuştur. Değişimi sağlayan, milletin kendi iradesine sahip çıkmasıdır.
Atatürk’ün “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” sözü, bu yüzden tarihsel bir ders niteliğindedir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede savaşan asker kadar, cephe gerisinde kağnısıyla mermi taşıyan Anadolu kadını; tarlasını ekip orduyu besleyen köylü; yokluk içinde direnen bir halk bu azim ve kararı somutlaştırmıştır.
Bugün de yöntemler değişmiş olsa da tehlikeler farklı değildir. Ekonomik bağımlılık, bilgi kirliliği, kültürel yozlaşma ve toplumsal kutuplaşma; modern çağın görünmez tehditleridir. Sosyal medya üzerinden yayılan yalanlar, ekonomik baskılarla yönlendirilmek istenen toplumlar ve değerlerinden uzaklaştırılan genç nesiller bu sürecin güncel örnekleridir.
Ancak tarih şunu açıkça göstermiştir: Bir millet, ne zaman ortak akılda buluşur, ne zaman sorumluluğu başkasına değil kendine yüklerse, işte o zaman ayağa kalkar. Demokrasiye sahip çıkmak, hukuku savunmak, üretmek, çalışmak ve düşünmek; millet iradesinin bugünkü karşılığıdır.
Sonuç olarak, vatanın bütünlüğü ve milletin istiklâli sadece sınırlarla korunmaz. Asıl koruma; bilinçte, duruşta ve kararlılıkta başlar. Ve bu sorumluluk, geçmişte olduğu gibi bugün de milletin kendisine aittir.
