Lerzan ÖZGENÇ
Köşe Yazarı
Lerzan ÖZGENÇ
 

BÜYÜK SOYGUN

BÜYÜK SOYGUN "KOLAY PARA HAYALİ VE KRİPTO GERÇEĞİ" Bu ülkede son yılların en büyük kırgınlığı, belki de en acıyan yarası “kolay yoldan para kazanma” hayalidir. Hepimizi böyle dönem dönem aynı tuzaklara çekmek istemediler mi? Kimimiz duyarak, kimimiz görerek, kimimiz de bir tanıdığımızın “falanca bir gecede X parayı yaptı!” sözüyle içine çekilmek istendik. Ama ne yazık ki gerçek, kulağa fısıldanan hikâyeler kadar parlak değildi. Kripto para piyasası… Dışarıdan bakıldığında cazibeli, renkli, teknolojik, hızlı ve sınırsız kazanç vaat eden bir dünya. Aslında herkesin ortak niyeti çok temizdi: “Biraz para kazanayım, düzenimi kurayım, aileme daha iyi bir hayat sunayım.” Kimsenin niyeti kötü değildi. Ama sonuç çoğu zaman hüsran oldu. Burası öyle bir sektör ki; karşınızda insanlar değil, algoritmalar, işlem robotları ve sınırsız güce sahip yapay zekâlar var. Bir vatandaş düşünün… Günlük işinden arta kalan vakitte grafik okumaya çalışıyor, videolar izliyor, “Bu sefer olacak!” diyerek ekran başında sabahlıyor. Oysa bilmediği bir şey var: Karşısındaki sistem, saniyenin milyonda birinde işlem yapan dev bir makine. Mesela A kişisi… Market işleten, alın teriyle yaşayan biri. Bir akşam sosyal medyada denk geliyor: “Yeni coin çıktı, uçacak!” İnanıyor. Sonra bir bakmış, dört ayda biriktirdiği paranın yarısı yok olmuş. Ne dolandırıldı ne de yanlış bir butona bastı… Sadece büyük oyunu göremedi. Ya gençler? Üniversite öğrencileri  M..diyelim  500 lirası vardı. Kaldıraç açtı, “Nasıl olsa küçük parayla büyük para kazanılıyor” diye düşündü. On saniyede sıfır oldu. Kendi kendine sadece şu soruyu sordu: “Ben ne yaptım?” Oysa asıl soru şuydu: “Niye kolay para hayali kurduk?” İşte sorun burada. Kripto piyasası, kumarın teknolojiyle birleşmiş hâli gibi. Evet, bazen kazananlar oldu; doğru zamanda giren, trend yakalayan, uzun süre bekleyen… Ama onların da çoğu sonunda kaybetti. Çünkü bu piyasa, herkesin kazandığı bir sofra değil. Birileri kazandıysa, mutlaka birilerinin kaybettiği parayla oldu. Kaldıraçlı işlemler ise apayrı bir felaket… Bir değil, binlerce insanı içine çekip un ufak eden bir değirmen gibi. “Bir anda zengin olacağım” umuduyla girenler, çoğu zaman moralsiz, borçlu, pişman bir şekilde çıktı. Aslında hepimizin ortak derdi aynı: Daha iyi bir yaşam. Daha rahat bir gelecek. Huzurlu bir ev, küçük bir birikim… Ama unuttuğumuz şey şu: Kısa yol yok. Emeksiz kazanç yok. Emeğin yerine geçen hiçbir sistem adil değil. Bugün hâlâ “Şu  kriptoya girsem mi?” diye soran çok. Samimi cevap şu: Eğer istikrarlı, temiz ve helal bir kazanç istiyorsanız, kripto para bunun yolu değil. Çünkü kriptoya giren insanlar kötü niyetli değildi… Sadece umut ettiler. Ve umut en çok bu piyasada suistimal edildi. Gençlere hep derdim bu tür tuzaklardan uzak durun diye bunlar öyle yada böyle ekonominin kumarları diye. Parası olanlar daha garantili gibi dolara yatırım yaparlardı vb. Zamanla ve kaybettikçe hep gerçekleri görüp kurtulmaya çalıştılar. Bu köşe yazımı okuyan herkese önce bir anne ve eğitimci olarak bir tavsiyem: Kısa yoldan zengin olma hayali, insanı en çok yıkan hayaldir. Bu ortamda ailelerimizin de teknolojinin esir aldığı çocuk ve gençlere de dikkat edip sahip çıkmaları gerekmektedir. Kendi emeğinize, alın terinize, sabrınıza güvenin. Çünkü gerçek kazanç, sadece oradan gelir.  
Ekleme Tarihi: 12 Aralık 2025 -Cuma

BÜYÜK SOYGUN

BÜYÜK SOYGUN

"KOLAY PARA HAYALİ VE KRİPTO GERÇEĞİ"

Bu ülkede son yılların en büyük kırgınlığı, belki de en acıyan yarası “kolay yoldan para kazanma” hayalidir. Hepimizi böyle dönem dönem aynı tuzaklara çekmek istemediler mi? Kimimiz duyarak, kimimiz görerek, kimimiz de bir tanıdığımızın “falanca bir gecede X parayı yaptı!” sözüyle içine çekilmek istendik.

Ama ne yazık ki gerçek, kulağa fısıldanan hikâyeler kadar parlak değildi.

Kripto para piyasası…

Dışarıdan bakıldığında cazibeli, renkli, teknolojik, hızlı ve sınırsız kazanç vaat eden bir dünya. Aslında herkesin ortak niyeti çok temizdi: “Biraz para kazanayım, düzenimi kurayım, aileme daha iyi bir hayat sunayım.”

Kimsenin niyeti kötü değildi.

Ama sonuç çoğu zaman hüsran oldu.

Burası öyle bir sektör ki; karşınızda insanlar değil, algoritmalar, işlem robotları ve sınırsız güce sahip yapay zekâlar var. Bir vatandaş düşünün… Günlük işinden arta kalan vakitte grafik okumaya çalışıyor, videolar izliyor, “Bu sefer olacak!” diyerek ekran başında sabahlıyor. Oysa bilmediği bir şey var: Karşısındaki sistem, saniyenin milyonda birinde işlem yapan dev bir makine.

Mesela A kişisi…

Market işleten, alın teriyle yaşayan biri. Bir akşam sosyal medyada denk geliyor: “Yeni coin çıktı, uçacak!”

İnanıyor.

Sonra bir bakmış, dört ayda biriktirdiği paranın yarısı yok olmuş.

Ne dolandırıldı ne de yanlış bir butona bastı…

Sadece büyük oyunu göremedi.

Ya gençler?

Üniversite öğrencileri  M..diyelim  500 lirası vardı. Kaldıraç açtı, “Nasıl olsa küçük parayla büyük para kazanılıyor” diye düşündü. On saniyede sıfır oldu.

Kendi kendine sadece şu soruyu sordu:

“Ben ne yaptım?”

Oysa asıl soru şuydu:

“Niye kolay para hayali kurduk?”

İşte sorun burada.

Kripto piyasası, kumarın teknolojiyle birleşmiş hâli gibi. Evet, bazen kazananlar oldu; doğru zamanda giren, trend yakalayan, uzun süre bekleyen…

Ama onların da çoğu sonunda kaybetti.

Çünkü bu piyasa, herkesin kazandığı bir sofra değil.

Birileri kazandıysa, mutlaka birilerinin kaybettiği parayla oldu.

Kaldıraçlı işlemler ise apayrı bir felaket…

Bir değil, binlerce insanı içine çekip un ufak eden bir değirmen gibi.

“Bir anda zengin olacağım” umuduyla girenler, çoğu zaman moralsiz, borçlu, pişman bir şekilde çıktı.

Aslında hepimizin ortak derdi aynı:

Daha iyi bir yaşam.

Daha rahat bir gelecek.

Huzurlu bir ev, küçük bir birikim…

Ama unuttuğumuz şey şu:

Kısa yol yok.

Emeksiz kazanç yok.

Emeğin yerine geçen hiçbir sistem adil değil.

Bugün hâlâ “Şu  kriptoya girsem mi?” diye soran çok.

Samimi cevap şu:

Eğer istikrarlı, temiz ve helal bir kazanç istiyorsanız, kripto para bunun yolu değil.

Çünkü kriptoya giren insanlar kötü niyetli değildi…

Sadece umut ettiler.

Ve umut en çok bu piyasada suistimal edildi.

Gençlere hep derdim bu tür tuzaklardan uzak durun diye bunlar öyle yada böyle ekonominin kumarları diye. Parası olanlar daha garantili gibi dolara yatırım yaparlardı vb. Zamanla ve kaybettikçe hep gerçekleri görüp kurtulmaya çalıştılar.

Bu köşe yazımı okuyan herkese önce bir anne ve eğitimci olarak bir tavsiyem:

Kısa yoldan zengin olma hayali, insanı en çok yıkan hayaldir.

Bu ortamda ailelerimizin de teknolojinin esir aldığı çocuk ve gençlere de dikkat edip sahip çıkmaları gerekmektedir.

Kendi emeğinize, alın terinize, sabrınıza güvenin.

Çünkü gerçek kazanç, sadece oradan gelir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.