BİRŞEYLER DÖNÜYOR
Meğer ne hallere gelmişiz. Her tarafımızdan çürümüşlük akıyor. Neredeyse sağlam bir yöneticimiz kalmamış. Para, pul, servet, güç, ihtişam, kudret, hükmetme içgüdüsü, ben duygusu… Adına ne derseniz deyin dünyalık hallere öyle bir dalmışız ki sonumuz hayrola.
Dün adalet yürüyüşü yapanların yandaşları belediyelere birer çuval kapmış çöreklenmiş.
25 yılın iktidar yandaşları fonlara kamyonlarını dayamışlar götürmüşler. Bir kısmı gümrüklerde yakalanmış yakalanmayanlar “dış güçlere” paraları kaçırmışlar.
Top desen zaten yuvarlak. Önüne gelen tepiği vurmuş. Topa asla vurmaması gereken hakemlerde gelişine sallamışlar yani.
Hapçıların, torbacıların kelle paça yapılmak üzere yere yatırıldığını görünce içimiz ferahlar gibi olsa da çok fazla olmaları endişemizi arttırıyor. Cezaevlerinin yarıya yakını içici ve satıcılarla dolmuş.
Bereket bin yıllık kardeşlik adına terörün önlendiğini düşünmeye başladık. Amma hala alttan alttan yapılan bazı hareketleri görünce, bu işin biteceğine olan şüphelerimizde ortadan kalkmış değil.
Son dakika manyağı olduk. Her gün sabahleyin televizyonlarımızda kırmızı alt yazı bekler hale geldik. Hapçılardan farkımız kalmadı.
Televizyon haber kanalları 3 yıldır CHP’yi konuşarak kazanın dibini yakmadan günü kurtarmaktalar. CHP’de bu aslan parçalarına malzeme vermekten zevk alıyor galiba!
Rahmetli Necip Fazıl Günümüzde Kaside şiirinde:
“Akıl Küt fikir herze
Din öksüz dil kepaze
Bin yıllık koca devlet
Açıkta bir cenaze
İktidar vurdumduymaz
Muhalefet geveze
…
Ne mal, ne ırz, ne de can
Ne denge, ne şiraze…” şiir devam ediyor aslında.
Demek ki değişen pek fazla bir şey yok. Akınlar gelecek, gürleyecek devrini tamamlayacak. Bu devran böyle sürecek.
