Herşey Çok Güzel
Yağmurda iş güç olmayınca sabah erkenden kalkıp belediye ekmek büfesinden ucuzundan birkaç ekmek aldım. Hem de bedava poşetli.
Ekmeği aldım eve dönüyordum ki bir baktım meydanda belediye hizmet aracı sıcak çorba dağıtıyor. Bedavaymış. Hemen sıraya girdim sabah kahvaltısını da bedavaya getirdim.
Eve doğru giderken yeni yapılmış kaldırımları incitmeden yavaş yavaş yürüdüm. Yolda giderken “acınız acımızdır” yazan belediye arabasına dikkatle baktım.
Karnım doydu ya. Şöyle Göksu nehri boyunca yürüyeyim dedim. Eskiden emekli kahvesi olan camekanlı mekanda ucuzundan çay içeyim demiştim. Okuma salonu olmuş. Erken olduğu için kapalıydı.
Sallana sallana yürümeye devam ettim. Feyyaz Bilgen köprüsün kulağındaki kafe emekliler kahvesi yapılmış. Bir sevindim ki sormayın gitsin. Orda küçük bir havuz vardı üstüne beton dökmüşler ama yönümü Göksu’ya çevirip bir sandalyeye oturdum. Hemen en ucuzundan çay geldi. Birkaç emekli okeye dördüncü bekliyorlardı. Şeytanınız bol olsun deyip kalktım.
Yeşillikler arasında yürüme yolundan Göksu’daki ördekleri seyrederek yürüdüm. Sallanır köprüye gelmişim. Zevk için köprüden geçtim. Para mara istemediler. Belediyemiz mükemmel çalışıyor diye kendi kendime şöyle bir gururlandım.
Taş köprünün kulağındaki çay bahçesinde çaylar daha yeni demleniyormuş. Çayın demini almasını beklemedim. Çocuk parkında üç dört Suriyeli çocuk kırık kaydıraçta mutlu bir şekilde oynuyorlardı. Para vermeden bedavadan yani.
Köprünün kulağındaki reklam panosunda 153 dinliyoruz, çözüyoruz yazıyordu. Demek ki önemli ve büyük bir hizmet. Muzurluk yapıp test etmek istedimse de evdekiler ekmek bekliyordu. Vazgeçtim.
Eve varıncaya kadar epey zaman oldu. Ekmeği eve bırakıp tekrar çarşıya çıktım. Daha önceki dönemde restore edilen Göksu konağındaki kitap kafeye gideyim dedim. Oraya bir tabela asılmış. Silifke “gastronomi” evi diye. Yanımdan acele giden gence sordum. Oğlum bu gastronomi nedir dedim. Yemek dayı yemek dedi. Tam bir şey anlamadıysam da girmekten vazgeçtim.
Irmak kenarından PTT tarafına doğru yürümeye başladım. Belediye Kültür Merkezinde sinema afişleri yapıştırılmış cama.”Sihirbazlar Çetesi”
Şöyle bir güldüm. Yoluma devam ettim. Eskiden müzikli havuz olan yere geldiğimde şaşırdım kaldım. Havuz kaybolmuş. Yerinde oyuncak gurupları var. Hemen yanındaki kafede “Kent lokantası” olmuş. Saatime baktım 12’ye geliyordu. İnsanlar kuyruğa girmeye başlamış. Kuyrukta bekleyen bir tanıdığa sordum beleşe mi diye. Güldü yok 40 TL dedi. Bedava olsaydı kaynak yapacaktım.
Belediyemizin bu efsane hizmetlerini test edin farkı görün diye tavsiye ediyorum. Ben yarım günde yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim.
