BAŞKENTTEN SELAM
FİLİSTİN BENİM MESELEM DEĞİL
Son on yıllarda Ülkemizin de Milletimizin de sorunu haline gelmiş olan şu Filistin Meselesi ile ilgili yazmak istemiyordum. Çünkü bu mesele dinim İslâmın da Milletim Türklüğün de meselesi değildir. Ama ve elbette insani olarak çok üzülüyorum ve artık Dünya insanlığının bu meseleyi bitirmelerini arzu ediyorum. Filistin’de yaşayan insanların geçmişte, Milletime ve Ülkeme yaptıkları kötülükler, tarih sayfalarındaki yerlerini satır satır koruyorlar. Bir başka zaman bunları derleyip topluca sunacağım.
Bu kez Vacip Özdemir isimli bir yazarın, internetteki bir yazısından söz edecek, alıntılar yapacağım. Evet, söz de kalem de Sayın Özdemir’in:
İLBER ORTAYLI DİYORKİ;
FİLİSTİNLİLERİN TÜRKLERE YAPTIGI ZULÜM VE KÖTÜLUKLERDEN DOLAYI BENİM FİLİSTİN DİYE BİR DAVAM YOKTUR...
Filistinli Ümmet kardeşlerimizi bir de buradan okuyun.
Şu Filistin dost muymuş, düşman mıymış? Gerçekten işgal edilmiş mi?
Buyurun okuyun...
Yıl 1837... Filistin nüfus sayımı yapılıyor, Filistin’de bulunan Yahudilerin toplam nüfusu 9 bin olarak kayıtlara geçiyor. Filistinli Arapların, Yahudilere toprak satması ile bu rakam elli bine yükseliyor. Böylece 1882'de ikinci Yahudi yerleşimi kurulmuş oldu...
1908'de Yahudi nüfusu yüz binin üzerine çıkmıştı. Bu topraklar devlet tarafından satılmıyor satılamıyordu. Bizzat o bölgede yaşayan Arap şeyhlerin şahsi mallarıydı. Ederinin çok üstünde fiyatlara satmak için Filistinli Araplar adeta yarışıyordu. Hâlbuki Osmanlı Padişahının bu konuda açık emri vardır. Hiçbir Yahudi'ye toprak satılmayacaktır.
Her şeyi kılıfına uyduran Yahudiler, Alman kimliği ile İngiliz kimlikleri ile toprak satın alıyorlardı. Filistinli Arapların ise gözü doymak bilmiyordu. Yani öyle işgal ederek başlamadı hiç bir şey! Adamlar bastılar parayı aldılar toprakları.
Demek ki neymiş? Vatanın her bir karışı kutsal imiş, kutsalı satar isen başına bunlar gelir imiş! Osmanlı dönemi sonrası Filistin İngiliz himayesi altına girdi ve toprak satışı yasağı kalkınca Yahudiler satın aldıkları toprakların tapularını kendi üzerlerine aldılar.
1925'te 944 bin dönüm arazi satılmıştı!
1927'de 1 Milyon 124 bin dönüm arazi satılmıştı.
1930'da satılan arazi miktarı 1 Milyon 700 bin dönüme çıkmıştı.
Bunlar hep satın alınan arazilerdi. Tapulu, belgeliydi!
1948 yılına gelindiğinde bir devlet kurabilecek kadar toprak satın alınmıştı!
Öyle bazılarının söylediği gibi Filistin işgal edilmiş falan değildi!
Peki, bu Filistinliler nasıl insanlar? Türkler ile bağları neymiş, bir de ona bakalım...
Yıl 1915... Filistin askerleri, Türk askerlerine cephe arkasından saldırmış ve 14 Bin Türk askerinin şehit olmasına, birçok askerin yaralanmasına sebep olmuştur. Arap ihaneti ile esir düşen 15 bin Türk askerinin gözleri asit kuyularında kör edilerek eziyet edilmişti.
Kardeş Filistin ha!..
Yıl 1916... Filistin bayrağı, Filistin halkını temsil etmek için kullanılan bayraktır... İlk olarak Şerif Hüseyin tarafından 1916 yılında Osmanlı Devleti'ne karşı başlatılan Arap ayaklanmasının sembolü olarak dört renkli, “siyah, beyaz, yeşil ve kırmızı" renklerden oluşan bir bayrak tasarlanır... En üstteki siyah yatay çizgi, Abbasileri; Ortadaki yeşil renk Şii Fatımileri; Alttaki beyaz renk Emevileri temsil eder... Kırmızı üçgen ise 1916 yılında Osmanlı Devleti'ne isyan eden Şerif Hüseyin’in kabilesi Haşimoğullarını, temsil etmektedir. (Diğer bir görüşe göre Arapların Osmanlı Devletine karşı bağımsızlığı için dökülen kanı temsil eder...)
Yıl 1917... Filistinli Araplar İngiliz Lawrance ile bir oluyor ve tarihe Akabe baskını olarak geçecek ihanete imza atıyorlardı. Akabe'deki tüm Türk askerleri katledilmiştir. Bugün Ürdün-Filistin arasındaki Wadi Rum çölünde, Lawrance Rölyefi ile Lawrance'ı dağlara taşlara kazımışlardır. Aynı yıl yani 1917'de Kudüs Filistinliler tarafından İngilizlere teslim ediliyor!
Bununla da kalmıyor İngiliz General Edmund Allenby Kudüs’e girerken Filistinli Araplar tarafından "El-Nebi" yani peygamber olarak karşılanıyor...
Türkiye Cumhuriyetinde bizzat benim şahit olduklarımı da yazayım…;
Yıl 1978... Filistin Kurtuluş Örgütü, terör örgütü PKK'ya kucak açıyor, PKK ile birlikte Türkiye aleyhine faaliyetlere başlıyor...
Yıl 1979... Ankara'da bulunan Mısır Büyükelçiliği Filistinliler tarafından basılıyor bir polisimiz ve bir bekçimiz şehit oluyor...
Yıl 1980... Filistin Halk Kurtuluş Cephesi lideri George Habash, Lübnan'ın Sidon şehrindeki kamplarını Asala terör örgütüne açıyor, Asala'nın diplomatlarımızı katlettiği eylemlerine bu Filistinli teröristler de destek veriyor... Kardeşe bak kardeşe, siz bu kardeşin ihanetini unutabilir misiniz! Ben üniversite yıllarımda bunları düşüne düşüne yaşadım...
Yıl 1989... Yaser Arafat, "Ermenistan'ın haklı davasını destekliyoruz" açıklamaları yapıyor... Karabağ işgaline ve Ermeni katliamlarına destek veriyor... Kardeşin ihaneti bitmiyor...
Yıl 1993… Filistinli Araplar, Mesud Barzani'nin "Bağımsız Kürdistan" fikrine de destek oluyor... Adamlar Türk milletine ihanete doymuyor...
Yıl 2002... Binbaşı Cengiz Toytunç Batı Şeria'da Barış gücünde görevliyken aracı durdurularak şehit ediliyor...
Yıl 2009... Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Kıbrıs'ta Türklerin işgalci olduklarını, Rumların tüm tezlerini desteklediklerini dünyaya açıklıyor... Siz, Filistin için ağlarken, Anadolu da Filistinlinin sırtından hançerledikleri Türklerin anası ağlıyor... Yahu sizin gözünüzdeki bu perde nasıl kalkacak! Bitmedi... İhanetin dahası var devam...
Yıl 2012... Filistin Devleti, Al Nakba kupası adı altında bir organizasyon düzenliyor ve sözde Kürdistan takımını da davet edip, Kürdistan Futbol takımı ile maç yapıyor...
İyi seyirler futbol severler. Bundan doğal ne olabilir değil mi?
Yıl 2019... Türkiye'nin Suriye'de başlattığı "Barış Pınarı harekatı" için Filistin’in de içinde olduğu "Arap Birliği" kınama mesajı yayınladı. Tabii bunu da duymadınız...
Yıl 2020... Filistin, Türkiye'nin Doğu Akdeniz’deki hak iddialarına karşı olarak kurulan Doğu Akdeniz Gaz Forumuna üye oluyor. (Eastern Mediterranean Gas Forum-EMGF)
Yunanistan, Mısır, Kıbrıs Rum kesimi ve İsrail ile birlikte Türkiye'nin Mavi Vatan tezine karşı cephe alıyor... Siz Filistin için ağlamaya devam edin...

Osmanlı yapımı Hasan Bey Camii
Aynı yıl yani 2020'de… Filistin, Çin'in Uygur Türklerine yaptığı soykırımı destekliyor ve Çin'in Uygur Türkleri politikasına destek verdiğini söylüyor... Siz ümmet kardeşleriniz için ağlarken, onlar Türk Milletinin evlatlarının katline onay veriyordu...
Bugün güzel ülkemin güzel sokaklarında bu milletin üzerinde Türk kanının da temsil edildiği Filistin bayrağını şahlandıran bir kesim var. Onların amaçları nedir bilmiyorum ama Türkiye’de; İtalyan, Alman, İngiliz şirketleri adı altında İsrail tarafından binlerce dönüm tarım arazisinin satın alındığını herkes biliyor...
Tıpkı vakti zamanında Filistinli Arap şeyhlerin topraklarını sattıkları gibi bizler de topraklarımızı maalesef ecnebilere sattık, satmaya da devam ediyoruz!.. (ayrıca) 400 bin dolar veren herkes Türk vatandaşı olabiliyor...

Osmanlı döneminde inşa edilen yapılardan görüntüler
Filistinleşiyoruz, ruhunuz duymuyor! Çocuklarınız sizi nasıl yâd edecek ben biliyorum da siz bilmiyorsunuz! Evinizi, toprağınızı, yerinizi yurdunuzu yabancılara satarken Filistinliler gibi siz de hatıra fotoğrafı çektirmeyi unutmayın! Belki sizin de vakti zamanında İsraillilere toprak satarken çekilen Filistinliler gibi bir fotoğrafınız tarihe geçer... Sizin de torunlarınız bugünkü Filistinli çocuklar gibi enkaz altından kurtulmayı beklerken dedelerinin tarihi olaylardan ders çıkarmayışının bedelini öder...
Ey Türk Milleti.
Uyan, titre ve kendine dön.
***
Nasrattınoğlu olarak derim ki; İlber Ortaylı’nın saptamalarını ve dediklerini dehşet içinde okudum, üzüldüm, yüreğim sızladı ve acı duydum… İsrail’i yöneten Netenyahu ve avanesine karşı nefretim daha da arttı… Ayrıca içinde kutsallarımızın da bulunduğu yerleri önce İngilizler’e, sonra da Yahudi’lere kaptıran Osmanlı Sultanına duyduğum nefretin ölçüsü de doruğa çıktı!...
“Türk’üm.. Elhamdülillah, Müslümanım”…Benim Filistin’de yaşayan soydaşlarıma, oradaki pırıl pırıl, ter-temiz Arap kardeşlerime karşı olumsuz bir düşüncem yoktur. Ayrıca Filistin topraklarındaki Kutsal dinimle ilgili mekânlara derin saygım ve inancım vardır. Ama tarih içinde ve Osmanlının son dönemlerindeki ihaneti affetmem de mümkün değildir. Ayrıca Vacip Özdemir beyin yazdıklarını görmezden gelmem de ihanet olur…
Merhum İlber Ortaylı’nın dediği gibi, “Filistin benim meselem değildir”… ama benim Devletimi yöneten irade, “Hayır, benim, senin, bizim meselemiz” derse, üniformamı giyer, gönüllü asker olarak ön saflarda savaşmaya koşarım!...
