MARAŞ TARHANASINA SİLİFKE KATKISI

Yaşam 23.06.2026 - 11:27, Güncelleme: 23.06.2026 - 11:27 373 kez okundu.
 

MARAŞ TARHANASINA SİLİFKE KATKISI

Kahramanmaraş’ta tarhana hamurunu kurutmak için örülen hasırlar, Silifke’de çokça yetişen ve “çığ, çiğ, kofa, sazak” gibi adları olan saplı bitkiden üretiliyor. Bu bitki özellikle Göksu Deltası içindeki sazlık ve sulak alanlarda çokça bulunuyor. Bu işle geçinen bazı Maraşlı aileler Silifke’ye gelerek topladıkları bitkinin ticaretini yapıyorlar.
Sesimiz Haber Merkezi Röportaj: Rıfat Yörük Atakent Kapızlı’da bulunduğumuz sitenin çevresi hep su ve bataklık… Çünkü burası Göksu Deltası içinde yer alan bir bölge. Sabah kahvaltısı için fırına ekmek almaya giderken sitenin girişine park edilmiş bir kamyonet gördüm. Yandaki sazlıkta elleri eldivenli bir erkek ve kadın bazı uzun bitkileri biçiyor, çocuklar ise bunları kamyonetin kasasına getiriyorlardı. Hava çok sıcaktı ama tüm aile güneşin altında çalışmayı sürdürüyordu. Selâm verip “kolay gelsin” dedim ama gazetecilik merakıyla fırın dönüşü mutlaka kendileriyle görüşmeye karar verdim. Ekmekleri eve bırakıp telefonumu alarak hemen yanlarına seyirttim. Şimdi, topladıkları uzun saplı ve püsküllü otları bağlama zamanıydı. Yere bağdaş kurarak oturan baba ile bağlama esnasında muhabbete başladık. Çok yorulan eşi de duvar dibinde oturmuş gülerek bizi izliyordu. Çocuklar ise kamyonetin kasasında gölgeli ve güvenli alandaydılar. Davulcu Ramazan Adı Ramazan Küçük imiş. Kahramanmaraş merkezde oturuyorlarmış. Ramazanlarda davul çaldığından “Davulcu Ramazan” olarak bilinirmiş. Diğer zamanlarda bu kamyonetiyle hurdacılık yapıyor, yazın bu günlerde de Silifke’ye gelip topladıkları bitkileri Maraş’ta satıyormuş. Eşinin adı Suldiye imiş. Üçüz olan kardeşlerin isimleri ise Muhammed Ali, Mustafa Can ve Ela Nur... Gelişimleri farklı olduğundan aynı sınıfta okumuyorlarmış. Yani farklı yıllarda mezun olacaklar. İçlerinde en kibarı Elanur. Yemeleri için götürdüğüm lokum ve meyveler için hemen teşekkür etti. Zaten en çalışkanları oymuş. Öğretmeni de kendisini çok seviyormuş. Üzerine Yaş Tarhana Serilen Bitki “Davulcu Ramazan” ile sohbete hemen başlıyoruz. İlk sorum bu bitkinin adı ve önemi… “Bunlar tarhanalık çığ otu. Üzerine tarhana seriliyor. Arkasında büyük emek var. Önce toplayıp bağlıyoruz. Maraş’a varınca çoluk çocuk, tavuk vs zarar vermesin diye dama serip kurutuyoruz. Daha sonra tarfana firikçilerine satıyoruz. Onlar da üzerine tarhana hamurunu serip bazı doğal işlemlerden geçirdikten sonra cipse benzeyen çerez şeklinde üretip satışa sunuyorlar. Silifke’ye (Zilifke diyor) beşinci ya da altıncı ayda gelip on, on beş gün kalıyoruz. Zira bu bitkinin hasadı temmuza kalmaz. Maraş’ta da var ama Silifke’dekiler daha kalın, daha güzel… Bu gelişlerimizde arabamızda yatıyoruz. Hem çalışıyor, hem çocuklarla denize giriyoruz. Yani bizim için bir nevi tatil gibi oluyor.” Bu bitkiyi internetten araştırdığımda “çığ, çiğ, kofa, sazak” gibi adları olduğunu ve bazı yörelerde tarhananın kurutulması sürecinde önemli bir rol oynadığını öğreniyorum. Özellikle Kahramanmaraş’ta tarhana hamurunu kurutmak için bu bitkilerden örülen hasırlar kullanılıyormuş. Hamur, ince bir tabaka halinde bu doğal kurutma hasırının üzerine serilerek güneş altında kurutuluyormuş. Bu bitkiler gözenekli bir yapı sağladığı için tarhana hamurunun alttan da hava almasını sağlıyor ve kurumayı hızlandırıyormuş. Ayrıca sürgünlerinden geleneksel yöntemlerle süpürgeler de örülebiliyormuş. Kolay Gelsin Küçük Ailesi Ekmek parası için memleketimize kadar gelerek bu saplı bitkilerden toplayan Ramazan kardeşime ve ailesine son olarak soğuk su ikram ettikten sonra vedalaşıp yanlarından ayrılıyorum. Bugünlerde Atakent Kapızlı mevkii Bakanlıklar Caddesine yolunuz düşerse bu ailenin güler yüzlü, neşeli ve çalışkan mensupları ve mütevazı kamyonetleriyle karşılaşabilirsiniz.  
Kahramanmaraş’ta tarhana hamurunu kurutmak için örülen hasırlar, Silifke’de çokça yetişen ve “çığ, çiğ, kofa, sazak” gibi adları olan saplı bitkiden üretiliyor. Bu bitki özellikle Göksu Deltası içindeki sazlık ve sulak alanlarda çokça bulunuyor. Bu işle geçinen bazı Maraşlı aileler Silifke’ye gelerek topladıkları bitkinin ticaretini yapıyorlar.

Sesimiz Haber Merkezi

Röportaj: Rıfat Yörük

Atakent Kapızlı’da bulunduğumuz sitenin çevresi hep su ve bataklık… Çünkü burası Göksu Deltası içinde yer alan bir bölge.

Sabah kahvaltısı için fırına ekmek almaya giderken sitenin girişine park edilmiş bir kamyonet gördüm. Yandaki sazlıkta elleri eldivenli bir erkek ve kadın bazı uzun bitkileri biçiyor, çocuklar ise bunları kamyonetin kasasına getiriyorlardı. Hava çok sıcaktı ama tüm aile güneşin altında çalışmayı sürdürüyordu.

Selâm verip “kolay gelsin” dedim ama gazetecilik merakıyla fırın dönüşü mutlaka kendileriyle görüşmeye karar verdim. Ekmekleri eve bırakıp telefonumu alarak hemen yanlarına seyirttim.

Şimdi, topladıkları uzun saplı ve püsküllü otları bağlama zamanıydı. Yere bağdaş kurarak oturan baba ile bağlama esnasında muhabbete başladık. Çok yorulan eşi de duvar dibinde oturmuş gülerek bizi izliyordu. Çocuklar ise kamyonetin kasasında gölgeli ve güvenli alandaydılar.

Davulcu Ramazan

Adı Ramazan Küçük imiş. Kahramanmaraş merkezde oturuyorlarmış. Ramazanlarda davul çaldığından “Davulcu Ramazan” olarak bilinirmiş. Diğer zamanlarda bu kamyonetiyle hurdacılık yapıyor, yazın bu günlerde de Silifke’ye gelip topladıkları bitkileri Maraş’ta satıyormuş.

Eşinin adı Suldiye imiş. Üçüz olan kardeşlerin isimleri ise Muhammed Ali, Mustafa Can ve Ela Nur... Gelişimleri farklı olduğundan aynı sınıfta okumuyorlarmış. Yani farklı yıllarda mezun olacaklar. İçlerinde en kibarı Elanur. Yemeleri için götürdüğüm lokum ve meyveler için hemen teşekkür etti. Zaten en çalışkanları oymuş. Öğretmeni de kendisini çok seviyormuş.

Üzerine Yaş Tarhana Serilen Bitki

“Davulcu Ramazan” ile sohbete hemen başlıyoruz. İlk sorum bu bitkinin adı ve önemi…

“Bunlar tarhanalık çığ otu. Üzerine tarhana seriliyor. Arkasında büyük emek var. Önce toplayıp bağlıyoruz. Maraş’a varınca çoluk çocuk, tavuk vs zarar vermesin diye dama serip kurutuyoruz. Daha sonra tarfana firikçilerine satıyoruz. Onlar da üzerine tarhana hamurunu serip bazı doğal işlemlerden geçirdikten sonra cipse benzeyen çerez şeklinde üretip satışa sunuyorlar.

Silifke’ye (Zilifke diyor) beşinci ya da altıncı ayda gelip on, on beş gün kalıyoruz. Zira bu bitkinin hasadı temmuza kalmaz. Maraş’ta da var ama Silifke’dekiler daha kalın, daha güzel…

Bu gelişlerimizde arabamızda yatıyoruz. Hem çalışıyor, hem çocuklarla denize giriyoruz. Yani bizim için bir nevi tatil gibi oluyor.”

Bu bitkiyi internetten araştırdığımda “çığ, çiğ, kofa, sazak” gibi adları olduğunu ve bazı yörelerde tarhananın kurutulması sürecinde önemli bir rol oynadığını öğreniyorum. Özellikle Kahramanmaraş’ta tarhana hamurunu kurutmak için bu bitkilerden örülen hasırlar kullanılıyormuş. Hamur, ince bir tabaka halinde bu doğal kurutma hasırının üzerine serilerek güneş altında kurutuluyormuş. Bu bitkiler gözenekli bir yapı sağladığı için tarhana hamurunun alttan da hava almasını sağlıyor ve kurumayı hızlandırıyormuş. Ayrıca sürgünlerinden geleneksel yöntemlerle süpürgeler de örülebiliyormuş.

Kolay Gelsin Küçük Ailesi

Ekmek parası için memleketimize kadar gelerek bu saplı bitkilerden toplayan Ramazan kardeşime ve ailesine son olarak soğuk su ikram ettikten sonra vedalaşıp yanlarından ayrılıyorum.

Bugünlerde Atakent Kapızlı mevkii Bakanlıklar Caddesine yolunuz düşerse bu ailenin güler yüzlü, neşeli ve çalışkan mensupları ve mütevazı kamyonetleriyle karşılaşabilirsiniz.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.