Eymen ÖZMEN
Köşe Yazarı
Eymen ÖZMEN
 

Sınavlar Zekâyı mı, Yoksa Sabrı mı Ölçer?

Sınavlar Zekâyı mı, Yoksa Sabrı mı Ölçer? Sınavlar… Hayatımızın neredeyse merkezine oturmuş durumda. Haftalık yazılılar, denemeler, LGS-YKS, “Bu sınav geleceğini belirler” cümleleri… Ve her seferinde aynı tartışma: Sınavlar zekâyı ölçer mi?    Bunu sınıfta da duyuyorum, evde de. Bazıları çok net konuşuyor: “Sınavda başarılı değilsen zeki değilsin.” Hatta bazen bunun tam tersi de söyleniyor: “Zekiysen zaten sınavlarda başarılı olursun.” Bu iki cümle, kulağa kesin bir gerçek gibi geliyor ama bence fazla iddialı. Çünkü hayat o kadar düz değil. Ben bir lise öğrencisi olarak şunu fark ettim: Sınavlar çoğu zaman zekâyı değil, hazırlanmayı ölçüyor. Bir düşünelim. Sınavda genelde ne soruluyor? Konu, tanım, formül, yorum, test tekniği… Bunların büyük bir kısmı, “doğuştan gelen” bir şey olmaktan çok, alışkanlık işi. Düzenli tekrar yapan, soru çözen, eksiklerini kapatan birinin notu genelde yükseliyor. Bu da demek oluyor ki sınavlar, “kim daha zeki” sorusundan çok, “kim daha sistemli çalışmış” sorusuna cevap veriyor. Ama tabii herkes aynı hızda anlamıyor. Bazı arkadaşlarım var; bir konuyu bir defa dinliyor, sanki kafasına yapıştırıyor. Ben bazen üç defa tekrar etmeden tam oturtamıyorum. Bu durumda “o benden daha zeki” demek kolay. Ama işin ilginç yanı şu: O kişi çalışmadığında sınavı batırabiliyor, ben emek verdiğimde geçebiliyorum. O zaman soru değişiyor: Zekâ mı daha önemli, emek mi? Bence sınavlar bu ikisinin bir karışımını görüyor ama ağırlık daha çok emekte. Bir de sınavların ölçemediği şeyler var. Mesela bazı insanlar çok iyi analiz yapar, çok yaratıcıdır, pratik zekâsı yüksektir ama stres altında donar. Bazıları da çok zeki olduğu halde sınav anında panikler, zamanı yönetemez, basit hatalar yapar. Sınav sonucu düşük gelince de “zeki değil” etiketi yapıştırılır. Oysa sorun zekâ değil, kaygı olabilir. Ya da uykusuzluk ya da motivasyon. Bu yüzden “sınav = zekâ” gibi bir denklem kurmak bana adaletsiz geliyor. Tabii istisnalar da var. Mesela IQ testleri veya Cattell gibi testler daha çok “zihinsel kapasiteyi” ölçmeye çalışıyor. Yani mantık yürütme, şekil-örüntü yakalama, hızlı ilişki kurma gibi alanlara odaklanıyorlar. Ama onlar bile bence tek başına her şeyi açıklamaz. Çünkü insan zekâsı sadece mantıktan oluşmuyor: sosyal zekâ var, duygusal zekâ var, müziksel yetenek var, beden koordinasyonu var… Bir insan matematikte zorlanıp harika bir lider olabilir, ya da yazılı notları düşük olup inanılmaz bir tasarımcı olabilir. Yani zekâ, bir sınav kâğıdına sığacak kadar küçük bir şey değil. Benim fikrim net: Sınavlar zekâyı ölçmez; daha çok çalışmayı, disiplini, tekrarı, zamanı yönetmeyi ve test alışkanlığını ölçer. Zekâyı ölçmek için IQ gibi araçlar kullanılabilir ama onları da “kesin hüküm” gibi görmek doğru değildir. Belki de asıl mesele şu: Biz sınavları “kim daha değerli” yarışına çevirdiğimiz için bu soruyu bu kadar büyütüyoruz. Halbuki sınav sadece bir ölçüm yöntemi. İnsan ise tek bir yöntemle anlaşılacak kadar basit değil. Sonuç olarak, sınav notum kötü diye kendime “ben zekâsızım” demeyi reddediyorum. Çünkü ben, nottan ibaret değilim. Sadece daha iyi bir plan yapmam, daha düzenli çalışmam ve kendimi tanımam gerekiyor. Ve belki de en zekice şey, tam olarak budur.  
Ekleme Tarihi: 03 Ocak 2026 -Cumartesi

Sınavlar Zekâyı mı, Yoksa Sabrı mı Ölçer?

Sınavlar Zekâyı mı, Yoksa Sabrı mı Ölçer?

Sınavlar… Hayatımızın neredeyse merkezine oturmuş durumda. Haftalık yazılılar, denemeler, LGS-YKS, “Bu sınav geleceğini belirler” cümleleri… Ve her seferinde aynı tartışma: Sınavlar zekâyı ölçer mi?   

Bunu sınıfta da duyuyorum, evde de. Bazıları çok net konuşuyor: “Sınavda başarılı değilsen zeki değilsin.” Hatta bazen bunun tam tersi de söyleniyor: “Zekiysen zaten sınavlarda başarılı olursun.” Bu iki cümle, kulağa kesin bir gerçek gibi geliyor ama bence fazla iddialı. Çünkü hayat o kadar düz değil.

Ben bir lise öğrencisi olarak şunu fark ettim: Sınavlar çoğu zaman zekâyı değil, hazırlanmayı ölçüyor.

Bir düşünelim. Sınavda genelde ne soruluyor? Konu, tanım, formül, yorum, test tekniği… Bunların büyük bir kısmı, “doğuştan gelen” bir şey olmaktan çok, alışkanlık işi. Düzenli tekrar yapan, soru çözen, eksiklerini kapatan birinin notu genelde yükseliyor. Bu da demek oluyor ki sınavlar, “kim daha zeki” sorusundan çok, “kim daha sistemli çalışmış” sorusuna cevap veriyor.

Ama tabii herkes aynı hızda anlamıyor. Bazı arkadaşlarım var; bir konuyu bir defa dinliyor, sanki kafasına yapıştırıyor. Ben bazen üç defa tekrar etmeden tam oturtamıyorum. Bu durumda “o benden daha zeki” demek kolay. Ama işin ilginç yanı şu: O kişi çalışmadığında sınavı batırabiliyor, ben emek verdiğimde geçebiliyorum. O zaman soru değişiyor: Zekâ mı daha önemli, emek mi?

Bence sınavlar bu ikisinin bir karışımını görüyor ama ağırlık daha çok emekte.

Bir de sınavların ölçemediği şeyler var. Mesela bazı insanlar çok iyi analiz yapar, çok yaratıcıdır, pratik zekâsı yüksektir ama stres altında donar. Bazıları da çok zeki olduğu halde sınav anında panikler, zamanı yönetemez, basit hatalar yapar. Sınav sonucu düşük gelince de “zeki değil” etiketi yapıştırılır. Oysa sorun zekâ değil, kaygı olabilir. Ya da uykusuzluk ya da motivasyon.

Bu yüzden “sınav = zekâ” gibi bir denklem kurmak bana adaletsiz geliyor.

Tabii istisnalar da var. Mesela IQ testleri veya Cattell gibi testler daha çok “zihinsel kapasiteyi” ölçmeye çalışıyor. Yani mantık yürütme, şekil-örüntü yakalama, hızlı ilişki kurma gibi alanlara odaklanıyorlar. Ama onlar bile bence tek başına her şeyi açıklamaz. Çünkü insan zekâsı sadece mantıktan oluşmuyor: sosyal zekâ var, duygusal zekâ var, müziksel yetenek var, beden koordinasyonu var… Bir insan matematikte zorlanıp harika bir lider olabilir, ya da yazılı notları düşük olup inanılmaz bir tasarımcı olabilir.

Yani zekâ, bir sınav kâğıdına sığacak kadar küçük bir şey değil.

Benim fikrim net: Sınavlar zekâyı ölçmez; daha çok çalışmayı, disiplini, tekrarı, zamanı yönetmeyi ve test alışkanlığını ölçer. Zekâyı ölçmek için IQ gibi araçlar kullanılabilir ama onları da “kesin hüküm” gibi görmek doğru değildir.

Belki de asıl mesele şu: Biz sınavları “kim daha değerli” yarışına çevirdiğimiz için bu soruyu bu kadar büyütüyoruz. Halbuki sınav sadece bir ölçüm yöntemi. İnsan ise tek bir yöntemle anlaşılacak kadar basit değil.

Sonuç olarak, sınav notum kötü diye kendime “ben zekâsızım” demeyi reddediyorum. Çünkü ben, nottan ibaret değilim. Sadece daha iyi bir plan yapmam, daha düzenli çalışmam ve kendimi tanımam gerekiyor.

Ve belki de en zekice şey, tam olarak budur.

 


Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://jazziraes.com/ https://bramblesva.com/ https://seattledogresort.com/ https://bestlifecoachcollective.com/