İfadGençe Özgürlüğü
İfade özgürlüğü, bir insanın başkasına zarar vermeden, onu incitmeden ve onun kişisel alanına müdahale etmeden düşüncelerini dile getirebilmesidir. Bu özgürlük, insan haklarının temel taşlarından biridir. Tam anlamıyla demokratik olan ülkelerde kadın, erkek, çocuk ayrımı yapılmaksızın herkesin görüşü değerli kabul edilir. Hatta mahkemelerde bile kişinin geçmişteki sabıkasına değil, o an kendini nasıl ifade ettiğine bakılır; bireyin kendini savunmasına ve düşüncesini açıklamasına olanak tanınır.
- Peki insanlar kendilerini ifade ederken nelere dikkat etmelidir?
- Sesini yükseltmeden konuşmak, bağırmamak,
- Hakaret içeren kelimelerden kaçınmak,
- Karşısındakiyle rahatsız edici fiziksel temas kurmamak,
- “Sen” diliyle suçlamak yerine “ben” diliyle duygularını ve düşüncelerini anlatmak,
- Din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi ya da felsefi görüş fark etmeksizin herkese eşit ve saygılı davranmak.
Bu ilkeler gözetildiğinde, ifade özgürlüğü yalnızca konuşma hakkı olmaktan çıkar; aynı zamanda sağlıklı bir iletişimin de kapısını aralar. İnsanlar düşüncelerini özgürce dile getirebildiğinde, yanlış ile doğruyu ayırt etmek kolaylaşır, sorunlara daha hızlı ve etkili çözümler bulunur. Böylece toplumda güven duygusu güçlenir.
Gelelim işin basın boyutuna.
Basında ifade özgürlüğü, demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarındandır. Basın; hükümeti, muhalefeti, kurumları, toplumsal olayları özgürce eleştirebildiği zaman halk, daha doğru ve tarafsız bilgiye ulaşabilir. Gazetecilerin baskı görmeden, tehdit edilmeden haber yapabilmesi, ifade özgürlüğünün doğal bir uzantısıdır. Basın özgürlüğünün olmadığı ülkelerde ise tablo çok daha karanlıktır. Medya çoğu zaman hükümetin kontrolüne girer; bu durumda gazeteciler istedikleri gibi araştırma yapamaz, gerçekleri yazamaz. Halk yalnızca izin verilen haberleri görebilir. Eleştirel gazeteciler susturulduğunda yanlış politikalar sorgulanamaz, iktidarın hataları görünmez hale gelir. Sonuçta toplum gerçekleri öğrenemez, demokratik yapı yavaş yavaş aşınır. Diğer bir ifadeyle basın özgürlüğünün olmadığı yerlerde bilgi akışı engellenir. İnsanlar gerçekleri öğrenemez ve toplumda şeffaflık azalır.
Bununla birlikte sansür, insanların haber alma hakkını doğrudan ihlal eder. Sadece geleneksel medya değil, sosyal medya da denetim altına alınır; paylaşımlar silinir, hesaplar kapatılır, bilgi dolaşımı çeşitli yollarla engellenir. Oysa özgür bir toplumda hem bireyin kendini ifade etme hakkı hem de toplumun gerçeği öğrenme hakkı korunmalıdır. İfade ve basın özgürlüğü, yalnızca birer hak değil, aynı zamanda sağlıklı bir toplumun nefes aldığı alanlardır.
