Emine İLKKUTLU İZDAR
Köşe Yazarı
Emine İLKKUTLU İZDAR
 

Öğretmenlerimize…

Pencere’mdeyim Öğretmenlerimize… Dünyanın ilk öğretmeni anneler ve sanatçılardır. Atatürk’ümüzün 1928 tarihinde ülkemize armağan ettiği Öğretmenler Günümüz kutlu olsun. Bugünümüzü kutlamak harika bir duygu. Köşe yazılarımı Rüçhan İzdar kütüphanesinde hazırlıyorum artık. Kütüphanede arşiv araştırmaları yaparken kitap içinde bulduğum 100.000 TL’nin bir yüzündeki Atatürk ve öğrencilerle buluşmasının fotoğrafını görmek bana ödül oldu. Anılarımda dolaşıyorum sevinçli, hüzünlü. Tutkulu şehrim Karadeniz Ereğli’de Kayabaşı İlkokulu bahçesinde diploma tören alanındayız. İlkokulu bitirme belgelerimiz veriliyor. Pekiyi ile bitiren öğrenci olarak bana ayrıca dolmakalem hediye ediliyor. Annem, babamla törende çok mutluyuz. Ben bu anımı her Öğretmenler Günü’nde yeniden heyecanla yaşarım. Bu yılbaşında 51 yaşına girecek küçük oğlum Erhan Timuçin’in İzmir Agah Efendi İlkokulu’nda eğitime başladığı zaman diliminde, İzmir’deyim. İlkokula başlayan Timuçin’in sınıf öğretmeninin veli toplantısındayız. Ressam olduğumu bilen öğretmenimizin, “Zaman zaman resim derslerimize katılır mısınız?” önerisinde bulunur da “Hayır” der miyim? Resim dersi buluşmalarımızı bir müddet sonra öğretmenle birlikte kararımızla bitirdik. Çocukların daha çok resim dersimiz olsun isteklerini duymak, bilmek güzel de diğer dersler ertelenemezdi ki.   Mersin Lisesi’nde orta üçüncü sınıftayım. Biyoloji dersi öğretmenimizin talebiyle ders öncesi teneffüste kitaptaki konuyla ilgili resmi sınıf tahtasına çizip hazırlıyorum. Yine aynı sınıfımızın Türkçe öğretmeni Nebih Tunçsiper anımlayım. Hocamız ev ödevi sonbahar kompozisyon ödevi vermişti. En verimli derslerimi herkes yattıktan sonra çalışırdım. Mevsim zaten sonbahardı. Hazırladığım ödevle ilgili yazma sayfa başına Pekiyi yazılmış önce, sonra üstü çizilip “Bu ödevi kim yazdı?” yazılmış. Hoca bana sınıfta soruyor “Kızım bu ödevi kim yazdı?” Bütün sınıf “Hocam Emine roman yazmaya da başladı” diye inliyor. Ben heyecandan konuşamıyorum. Kıpkırmızı olmuşum. Sayfa sonuna yeniden Pekiyi yazıp ödevimi veriyor Nebih Tunçsiper. İzmir’deyim. İlk oğlum orta iki ya da orta üçüncü sınıfta. El işi resim dersi kadın öğretmen Güçhan’ın resimlerini ressam annesi yapıyor kanaatiyle bütünleme sınavına bırakıyor. S.O.S. Sevgi Olsun Sanat oluşumunun fotoğraf sanatçısıdır. Kardeşi Timuçin de zaman resim sanatçısıdır. Yine Mersin’de Milli Eğitim’in sanat eğitimi yaz kursundayım. Hocamın hazırladığı kompozisyonları çalışıyoruz. İlk günler serbest çalışmalarımızla oluyor. Zaman zaman Mavi Vazo eserimi, Sonbahar eserimi ekliyorum bu yazıma. Bir de ustalardan reprodüksiyon çalışmalarımız oldu. Orta, lise yıllarımda Hayat mecmuasının orta sayfasında resim sanatçılarının eserleri yer alırdı. Bir nü tablo çalıştım. Sanatçının adı yok bende. Ama eseri çalışırken detayları dikkate almışım. Figürün bulunduğu ortamı çalışan usta açık tonların içine mermer kırıkları katmış, figürün belinden sarkan kumaşın mavilerine de mavi cam ya da benzer kırıntılar katmış. Bunları dikkate alarak tamamladığım çalışmamı gören hoca “Bunu kim yaptı?” der de ben ne yaparım? Bütün atölye arkadaşlarım “Hocam biz şahidiz. Kendisi yaptı” sesleri arasında atölyeyi terk ediyorum. İyi ki de etmişim. Yıllar sonra Mersin’de ilk sergimin açılışına hocamı davet etmeye gitmiştim. Hoca hala resim dersi veriyordu. En kutsal meslek öğretmenliktir. Öğrencileri ile birlikte davetime katılmadı. Karadeniz Ereğli’den Mersin Lisesi’nin orta ikinci sınıf öğrencisiyim. Sınıf gazetesi köşemiz olurdu. Ereğli’deyken kuş lastiği ile yaralanan güvercinle ilgili yazıma yer vermişlerdi. Edebiyat öğretmeni Nebih Tunçsiper idi. Bir kompozisyon ödevinde boğayla yarışan kurbağanın fabl hikayesini kendimce yeniden yorumlamıştım. Hocanın ikazını almıştım. Resim öğretmenimiz Haşmet Akal’ın, edebiyat öğretmenimiz Nebih Tunçsiper’in 2 yıl eğitiminin iyi ki öğrencisi olmuşum. Ne çok renklerim, ne çok kalemlerim var. Okul arkadaşımız Serpil Alkan ile Mersin’de yıllar sonra buluştuğumuzda eşi de kendisi de öğretmendiler. Serpil, Hidayet Uysal’ın evlerindeyiz. Serpil’le, İlknur’la okul anılarımızı, öğretmenlerimizi anıyoruz her buluşmamızda. Matematik öğretmenimiz Nedim Cengiz babamın askerlik arkadaşıymış. Selamını bir türlü söyleyemiyorum niyeyse… Resim öğretmenimiz Haşmet Akal’dan sonraki resim hocasıyla ilgili bir anımızı anlattı Serpil. Nasıl bir resim yapmışsam hoca inanmamış, “Hadi yeniden yap” demiş. Ben ağlaya yapmışım. Benim hafızamda yok. Fizik hocamız Ali Rıza Yıldız’ı andık. Tüpe düp diyendi. Bir de “Eh yani” kelimelerini çok kullanırdı. Bu lise ikinci sınıf anısı. Bir kız arkadaşımız hocanın “eh yani” lerini sayıyormuş. Bir ara eh yani kırkı farkında olmadan sesli söylediğini hatırlıyoruz. Aynı sınıfta edebiyat dersindeyiz. Edebiyat hocamız Hikmet Hanım neşeli, güler yüzlüydü. Her dersinde Nafi Çelik’e şiirleriyle illa sahne verirdi. Mersin Lisesi’nin orta ikisi ile lise ikisi zamanlarımız adeta Hababam Sınıfı sayılırdı. Orta ikide Tarih hocamız Aslanköylü Celal Yedigöz’ün adını Heradot koymuştuk. “1’den, 2’den fazla not vermezdi” diyor İlknur. Matematik hocamız Mustafa Güleç nam-ı diğer Koçero adını vermiştik. Anı defterime yazdığı yazıya, şiire vermek isterim. Orta ikinci sınıf hocamız Zeynep Arıkan’ın Fransızca dersleri benim için en mutlu, en coşkulu anlarımdı. Hemen her dersinde armağan çiçekler getirirdim. Bir zamanlar dünya genelinde mektup arkadaşlığı vardı. İngiltere, Almanya mektup arkadaşlarım oldu. Almanya’dan mektup arkadaşım Hans’a Fransız dilinde Türkçe öğretmeye giriştim. Epey uğraştım, başaramadım. Mektuplaşmayı bıraktım üzülerek. Sanat arşivimde durur hala mektup arkadaşlarımın mektupları.  Yazışmalarımda Matmazel Mari dediğimiz, ziyaretinde olmaktan mutlu olduğumuz fahri öğretmenimin katkıları çok olmuştur. Fransızcayı söylemek, okumak, yazmak duygusunu aldığım ilk öğretmenim Zeynep Arıkan ve Matmazel Mari’ye sonsuz şükürlerim var. Yeniden İzmir’deyim. Hem de Fransız Kültür Merkezi’ndeyim. 1970’li yıllardayım. Fransızca eğitim kurslarında öğrenciyim. Neredeyse ikinci yılımdayım. Üçüncü yılımda diploma /sertifika alacağım. Hamileliğim nedeniyle işten ayrılmıştım. Kurs öğrenciliğim, diploma vs.. 1973 yılında Güçhan’ı yaşama koyduğumda geride kalmıştı. Resim sanatçısı olarak Fransız Kültür Merkezi’nde farklı zamanlarda kişisel sergiler açtım. Bir sergi açılışıma Yaşar Aksoy, Hanri Benazus ve eşiyle gelmişti. Hayatımda bir kez karakalem çalıştığım Atatürk portresini Hanri Benazus’a armağan etmiştim. Atatürk resim, fotoğrafı, belge vb değerlerin koleksiyoncusu muydu o tarihlerde, bildiğimi hatırlamıyorum. Sanırım Yaşar Aksoy biliyor ki, o farkındalıkla sergimize değerler kattı Hanri Benazus’la. Yine Mersin’de lise 2’deyim. Psikoloji hocamız Zeki Silan’la felsefe, mantık ağırlıklı dersindeyim. Diyor ki “Liseyi bitirme niyetinizi ölçün, tartın. Bitirme niyetiniz yoksa bu sınıflar, bu sıralarda olacakların hakkını işgal etmeyiniz. İyi düşün, kararlı olunuz” dediğini duyuyorum. Bir de sanat tarihi hocamız vardı Simay Hanım. Gülen güzel yüzlüydü. Harika uzun kumral saçları vardı. En heyecan duyduğum derslerdendi sanat tarihi. Anlattıklarını dinlerken elimde kalem desenler çalışırdım. Kulaklarımda Selda’ylayım “Gezi Bağlarında Dolaşıyorum”. Öğretmenlik bu kadar kutsal değerler bütünlüğüne sahipken Atatürkümüzün armağanı olarak kutluyoruz Öğretmenler Günümüzü çok şükür. Bizim ortaokul, lise eğitimi aldığımız yıllarda ortaokul mezunlarının öğretmen olma hakları vardı. Serpil’ le Hidayet örneği gibi ortaokullarını bitirenler 2-3 aylık eğitim semineri dönemlerinden sonra öğretmen oluyordu. Şimdiki zamanı çok iyi bilmiyorum da beni de diplomasız öğretmen yapanlarım oldu İzmir’de. Sanat kabiliyeti olup da profesyonel eğitim almadan da sanatçı olunuyormuş. Benimle tanık olan, yaratıcı yetenekleriyle beni yönlendiren mahalle arkadaşlarım vardı. (Şimdi mahalle değil siteler var) Onlar beni ben onları seçtiğim zamanıma yer vermesem olmaz. Neredeyse bir eğitim dönemi sayılır. 8 ay gibi bir zaman dilimini birlikte yaşadık. Ben onlara sanattaki deneyimimi, resim yapmanın zorluğu kadar sanat üretmeyi amaçlandırdım, heyecanlandırdım. Sanatta yolculuğa çıkardım. Sadece öğretmen olamazdım, olmadım da. Öğretmen değil öğrenmenin yolcusuyum hala. Semra Zerek, Belma Kapaklı, Sevilay Erkan, Nursel Kaymaz, Emine İzdar, Zehra Baysal ---------- Bu yaz İzmir’de ziyaretimdeydim. Sanatta yolculuğa çıkardığım seramik -heykel sanatçımız Meral Üstüntaş’layız. Yıllar geriye gidiyor, bugüne dönüyoruz. Uluslararası sanatçı konumuyla ilginç anılarını paylaşıyoruz. Sevilay Erkan’ın da kulaklarını çınlatıyoruz. Taşucu’na gidip gelme zamanlarımda tanıştığım Belma İnceişçi, ilkokul öğretmeniyken Mersin’de ziyaretindeyim birkaç günlüğüne. Beni eğitim verdiği okulundaki sınıfına öğrencileriyle sohbete davet etti. Şu zamana kadar sayısız söyleşilerim olmuştur. Hiçbirinde bu kadar heyecanlanmamıştım. Bana nasıl sorular hazırlamışlar. Bir erkek öğrenci diyor ki “Mutluluğun resmini yapacak mısınız?” Bugün düşünüyorum o gün Öğretmenler Günü müydü?.. On yıllar geçmiş mutluluğun resmini yapmıştım.   Mersin’den sonra Aydıncık’ta öğretmenlik yaptığı dönemde; Aydıncık’la ilgili muhteşem doğa fotoğraflarıyla Kaymakam Fatih Damatlar’ın, Belediye Başkanı Bayram Ali Öngel iken Silifke Festivali’nde S.O.S. Sevgi Olsun Sanat Oluşumu olarak katkılandırdığımız sergimizin fotoğraf sanatçısıydı. Epey zamandır İzmir’de Berna. Biri müzik öğretmeni, biri butikçi, altısı ev hanımı sekiz resim yolcusuyla sekiz ay birlikte olduk. Belma Kapaklı, Gülten Aydoğdu, Nursel Kaymaz, Meral Üstüntaş, Sevilay Erkan’la tamamlanan çalışmalarımızdan sonra İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi kompleksindeki Devlet Resim Heykel Seramik Atölyeleri’ ndeydik. Belma Gülten Şeref Bigalı’ nın öğrencisiydi. Sevilay, ben, Semra Zerek, Meral Üstüntaş seramik atölyesindeydik. Tüzin Kızılcan hocanın yanı sıra Yıldız Şima’ nın da eğitime katıldığı atölyeden önce Semra sonra ben ayrıldım. Benim ayrılma sebebim Yıldız Şima’dır. Şöyle ki Tüzin Hocamız “artık kullanma kapları çalışacağız, tasarım seçimi serbesttir” dedi. Ben iki insan yüzü olan bir kap yaptım. Hala evimin baş köşesinde duran vazonun keramik halindeyken gören Şeref Bigalı Yıldız Hanım’a şöyle “Toprak altından çıkmış gibi boyama yaptırsın” sözünü eserime her baktıkça duyarım da Yıldız Hanım’ın “aman aman hocamız hiç görmesin” deyişini de duymam mı… O gün atölye çalışmalarıma son verdim. Meral ayrıca Cahit Koççoban hocadan heykel kursu da alıyordu. Hoşgörünün önemli olduğunu öğreten öğretmenlerimizin iyi ki öğrencisi olmuşum diye öğretmenlerimize şükürler diliyorum. Mersin Lisesi orta 2’de, 3’te resim öğretmenim Haşmet Akal’ ın kulağıma küpe olan “Kızım sende öyle bir yetenek var ki, kalemim bitti deme, kömür al. Tuvalim bitti deme duvarı al. Yeter ki sürekli çalış” sözünü hala uygulayan çalışkan bir öğrencisiyim.  
Ekleme Tarihi: 22 Aralık 2025 -Pazartesi

Öğretmenlerimize…

Pencere’mdeyim

Öğretmenlerimize…

Dünyanın ilk öğretmeni anneler ve sanatçılardır. Atatürk’ümüzün 1928 tarihinde ülkemize armağan ettiği Öğretmenler Günümüz kutlu olsun. Bugünümüzü kutlamak harika bir duygu.

Köşe yazılarımı Rüçhan İzdar kütüphanesinde hazırlıyorum artık. Kütüphanede arşiv araştırmaları yaparken kitap içinde bulduğum 100.000 TL’nin bir yüzündeki Atatürk ve öğrencilerle buluşmasının fotoğrafını görmek bana ödül oldu.

Anılarımda dolaşıyorum sevinçli, hüzünlü. Tutkulu şehrim Karadeniz Ereğli’de Kayabaşı İlkokulu bahçesinde diploma tören alanındayız. İlkokulu bitirme belgelerimiz veriliyor. Pekiyi ile bitiren öğrenci olarak bana ayrıca dolmakalem hediye ediliyor. Annem, babamla törende çok mutluyuz. Ben bu anımı her Öğretmenler Günü’nde yeniden heyecanla yaşarım.

Bu yılbaşında 51 yaşına girecek küçük oğlum Erhan Timuçin’in İzmir Agah Efendi İlkokulu’nda eğitime başladığı zaman diliminde, İzmir’deyim. İlkokula başlayan Timuçin’in sınıf öğretmeninin veli toplantısındayız. Ressam olduğumu bilen öğretmenimizin, “Zaman zaman resim derslerimize katılır mısınız?” önerisinde bulunur da “Hayır” der miyim? Resim dersi buluşmalarımızı bir müddet sonra öğretmenle birlikte kararımızla bitirdik. Çocukların daha çok resim dersimiz olsun isteklerini duymak, bilmek güzel de diğer dersler ertelenemezdi ki.  

Mersin Lisesi’nde orta üçüncü sınıftayım. Biyoloji dersi öğretmenimizin talebiyle ders öncesi teneffüste kitaptaki konuyla ilgili resmi sınıf tahtasına çizip hazırlıyorum. Yine aynı sınıfımızın Türkçe öğretmeni Nebih Tunçsiper anımlayım. Hocamız ev ödevi sonbahar kompozisyon ödevi vermişti. En verimli derslerimi herkes yattıktan sonra çalışırdım. Mevsim zaten sonbahardı. Hazırladığım ödevle ilgili yazma sayfa başına Pekiyi yazılmış önce, sonra üstü çizilip “Bu ödevi kim yazdı?” yazılmış. Hoca bana sınıfta soruyor “Kızım bu ödevi kim yazdı?” Bütün sınıf “Hocam Emine roman yazmaya da başladı” diye inliyor. Ben heyecandan konuşamıyorum. Kıpkırmızı olmuşum. Sayfa sonuna yeniden Pekiyi yazıp ödevimi veriyor Nebih Tunçsiper.

İzmir’deyim. İlk oğlum orta iki ya da orta üçüncü sınıfta. El işi resim dersi kadın öğretmen Güçhan’ın resimlerini ressam annesi yapıyor kanaatiyle bütünleme sınavına bırakıyor. S.O.S. Sevgi Olsun Sanat oluşumunun fotoğraf sanatçısıdır. Kardeşi Timuçin de zaman resim sanatçısıdır.

Yine Mersin’de Milli Eğitim’in sanat eğitimi yaz kursundayım. Hocamın hazırladığı kompozisyonları çalışıyoruz. İlk günler serbest çalışmalarımızla oluyor. Zaman zaman Mavi Vazo eserimi, Sonbahar eserimi ekliyorum bu yazıma. Bir de ustalardan reprodüksiyon çalışmalarımız oldu.

Orta, lise yıllarımda Hayat mecmuasının orta sayfasında resim sanatçılarının eserleri yer alırdı. Bir nü tablo çalıştım. Sanatçının adı yok bende. Ama eseri çalışırken detayları dikkate almışım. Figürün bulunduğu ortamı çalışan usta açık tonların içine mermer kırıkları katmış, figürün belinden sarkan kumaşın mavilerine de mavi cam ya da benzer kırıntılar katmış. Bunları dikkate alarak tamamladığım çalışmamı gören hoca “Bunu kim yaptı?” der de ben ne yaparım? Bütün atölye arkadaşlarım “Hocam biz şahidiz. Kendisi yaptı” sesleri arasında atölyeyi terk ediyorum. İyi ki de etmişim.

Yıllar sonra Mersin’de ilk sergimin açılışına hocamı davet etmeye gitmiştim. Hoca hala resim dersi veriyordu. En kutsal meslek öğretmenliktir. Öğrencileri ile birlikte davetime katılmadı.

Karadeniz Ereğli’den Mersin Lisesi’nin orta ikinci sınıf öğrencisiyim. Sınıf gazetesi köşemiz olurdu. Ereğli’deyken kuş lastiği ile yaralanan güvercinle ilgili yazıma yer vermişlerdi. Edebiyat öğretmeni Nebih Tunçsiper idi. Bir kompozisyon ödevinde boğayla yarışan kurbağanın fabl hikayesini kendimce yeniden yorumlamıştım. Hocanın ikazını almıştım.

Resim öğretmenimiz Haşmet Akal’ın, edebiyat öğretmenimiz Nebih Tunçsiper’in 2 yıl eğitiminin iyi ki öğrencisi olmuşum. Ne çok renklerim, ne çok kalemlerim var.

Okul arkadaşımız Serpil Alkan ile Mersin’de yıllar sonra buluştuğumuzda eşi de kendisi de öğretmendiler. Serpil, Hidayet Uysal’ın evlerindeyiz. Serpil’le, İlknur’la okul anılarımızı, öğretmenlerimizi anıyoruz her buluşmamızda. Matematik öğretmenimiz Nedim Cengiz babamın askerlik arkadaşıymış. Selamını bir türlü söyleyemiyorum niyeyse… Resim öğretmenimiz Haşmet Akal’dan sonraki resim hocasıyla ilgili bir anımızı anlattı Serpil. Nasıl bir resim yapmışsam hoca inanmamış, “Hadi yeniden yap” demiş. Ben ağlaya yapmışım. Benim hafızamda yok. Fizik hocamız Ali Rıza Yıldız’ı andık. Tüpe düp diyendi. Bir de “Eh yani” kelimelerini çok kullanırdı. Bu lise ikinci sınıf anısı. Bir kız arkadaşımız hocanın “eh yani” lerini sayıyormuş. Bir ara eh yani kırkı farkında olmadan sesli söylediğini hatırlıyoruz. Aynı sınıfta edebiyat dersindeyiz. Edebiyat hocamız Hikmet Hanım neşeli, güler yüzlüydü. Her dersinde Nafi Çelik’e şiirleriyle illa sahne verirdi. Mersin Lisesi’nin orta ikisi ile lise ikisi zamanlarımız adeta Hababam Sınıfı sayılırdı. Orta ikide Tarih hocamız Aslanköylü Celal Yedigöz’ün adını Heradot koymuştuk. “1’den, 2’den fazla not vermezdi” diyor İlknur.

Matematik hocamız Mustafa Güleç nam-ı diğer Koçero adını vermiştik. Anı defterime yazdığı yazıya, şiire vermek isterim.

Orta ikinci sınıf hocamız Zeynep Arıkan’ın Fransızca dersleri benim için en mutlu, en coşkulu anlarımdı. Hemen her dersinde armağan çiçekler getirirdim. Bir zamanlar dünya genelinde mektup arkadaşlığı vardı. İngiltere, Almanya mektup arkadaşlarım oldu. Almanya’dan mektup arkadaşım Hans’a Fransız dilinde Türkçe öğretmeye giriştim. Epey uğraştım, başaramadım. Mektuplaşmayı bıraktım üzülerek. Sanat arşivimde durur hala mektup arkadaşlarımın mektupları.  Yazışmalarımda Matmazel Mari dediğimiz, ziyaretinde olmaktan mutlu olduğumuz fahri öğretmenimin katkıları çok olmuştur. Fransızcayı söylemek, okumak, yazmak duygusunu aldığım ilk öğretmenim Zeynep Arıkan ve Matmazel Mari’ye sonsuz şükürlerim var.

Yeniden İzmir’deyim. Hem de Fransız Kültür Merkezi’ndeyim. 1970’li yıllardayım. Fransızca eğitim kurslarında öğrenciyim. Neredeyse ikinci yılımdayım. Üçüncü yılımda diploma /sertifika alacağım. Hamileliğim nedeniyle işten ayrılmıştım. Kurs öğrenciliğim, diploma vs.. 1973 yılında Güçhan’ı yaşama koyduğumda geride kalmıştı. Resim sanatçısı olarak Fransız Kültür Merkezi’nde farklı zamanlarda kişisel sergiler açtım. Bir sergi açılışıma Yaşar Aksoy, Hanri Benazus ve eşiyle gelmişti. Hayatımda bir kez karakalem çalıştığım Atatürk portresini Hanri Benazus’a armağan etmiştim. Atatürk resim, fotoğrafı, belge vb değerlerin koleksiyoncusu muydu o tarihlerde, bildiğimi hatırlamıyorum. Sanırım Yaşar Aksoy biliyor ki, o farkındalıkla sergimize değerler kattı Hanri Benazus’la.

Yine Mersin’de lise 2’deyim. Psikoloji hocamız Zeki Silan’la felsefe, mantık ağırlıklı dersindeyim. Diyor ki “Liseyi bitirme niyetinizi ölçün, tartın. Bitirme niyetiniz yoksa bu sınıflar, bu sıralarda olacakların hakkını işgal etmeyiniz. İyi düşün, kararlı olunuz” dediğini duyuyorum. Bir de sanat tarihi hocamız vardı Simay Hanım. Gülen güzel yüzlüydü. Harika uzun kumral saçları vardı. En heyecan duyduğum derslerdendi sanat tarihi. Anlattıklarını dinlerken elimde kalem desenler çalışırdım. Kulaklarımda Selda’ylayım “Gezi Bağlarında Dolaşıyorum”.

Öğretmenlik bu kadar kutsal değerler bütünlüğüne sahipken Atatürkümüzün armağanı olarak kutluyoruz Öğretmenler Günümüzü çok şükür. Bizim ortaokul, lise eğitimi aldığımız yıllarda ortaokul mezunlarının öğretmen olma hakları vardı. Serpil’ le Hidayet örneği gibi ortaokullarını bitirenler 2-3 aylık eğitim semineri dönemlerinden sonra öğretmen oluyordu. Şimdiki zamanı çok iyi bilmiyorum da beni de diplomasız öğretmen yapanlarım oldu İzmir’de. Sanat kabiliyeti olup da profesyonel eğitim almadan da sanatçı olunuyormuş. Benimle tanık olan, yaratıcı yetenekleriyle beni yönlendiren mahalle arkadaşlarım vardı. (Şimdi mahalle değil siteler var) Onlar beni ben onları seçtiğim zamanıma yer vermesem olmaz. Neredeyse bir eğitim dönemi sayılır. 8 ay gibi bir zaman dilimini birlikte yaşadık. Ben onlara sanattaki deneyimimi, resim yapmanın zorluğu kadar sanat üretmeyi amaçlandırdım, heyecanlandırdım. Sanatta yolculuğa çıkardım. Sadece öğretmen olamazdım, olmadım da. Öğretmen değil öğrenmenin yolcusuyum hala.

Semra Zerek, Belma Kapaklı, Sevilay Erkan, Nursel Kaymaz, Emine İzdar, Zehra Baysal ----------

Bu yaz İzmir’de ziyaretimdeydim. Sanatta yolculuğa çıkardığım seramik -heykel sanatçımız Meral Üstüntaş’layız. Yıllar geriye gidiyor, bugüne dönüyoruz. Uluslararası sanatçı konumuyla ilginç anılarını paylaşıyoruz. Sevilay Erkan’ın da kulaklarını çınlatıyoruz.

Taşucu’na gidip gelme zamanlarımda tanıştığım Belma İnceişçi, ilkokul öğretmeniyken Mersin’de ziyaretindeyim birkaç günlüğüne. Beni eğitim verdiği okulundaki sınıfına öğrencileriyle sohbete davet etti. Şu zamana kadar sayısız söyleşilerim olmuştur. Hiçbirinde bu kadar heyecanlanmamıştım. Bana nasıl sorular hazırlamışlar. Bir erkek öğrenci diyor ki “Mutluluğun resmini yapacak mısınız?” Bugün düşünüyorum o gün Öğretmenler Günü müydü?.. On yıllar geçmiş mutluluğun resmini yapmıştım.

 

Mersin’den sonra Aydıncık’ta öğretmenlik yaptığı dönemde; Aydıncık’la ilgili muhteşem doğa fotoğraflarıyla Kaymakam Fatih Damatlar’ın, Belediye Başkanı Bayram Ali Öngel iken Silifke Festivali’nde S.O.S. Sevgi Olsun Sanat Oluşumu olarak katkılandırdığımız sergimizin fotoğraf sanatçısıydı. Epey zamandır İzmir’de Berna.

Biri müzik öğretmeni, biri butikçi, altısı ev hanımı sekiz resim yolcusuyla sekiz ay birlikte olduk. Belma Kapaklı, Gülten Aydoğdu, Nursel Kaymaz, Meral Üstüntaş, Sevilay Erkan’la tamamlanan çalışmalarımızdan sonra İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi kompleksindeki Devlet Resim Heykel Seramik Atölyeleri’ ndeydik. Belma Gülten Şeref Bigalı’ nın öğrencisiydi. Sevilay, ben, Semra Zerek, Meral Üstüntaş seramik atölyesindeydik. Tüzin Kızılcan hocanın yanı sıra Yıldız Şima’ nın da eğitime katıldığı atölyeden önce Semra sonra ben ayrıldım. Benim ayrılma sebebim Yıldız Şima’dır. Şöyle ki Tüzin Hocamız “artık kullanma kapları çalışacağız, tasarım seçimi serbesttir” dedi. Ben iki insan yüzü olan bir kap yaptım. Hala evimin baş köşesinde duran vazonun keramik halindeyken gören Şeref Bigalı Yıldız Hanım’a şöyle “Toprak altından çıkmış gibi boyama yaptırsın” sözünü eserime her baktıkça duyarım da Yıldız Hanım’ın “aman aman hocamız hiç görmesin” deyişini de duymam mı… O gün atölye çalışmalarıma son verdim. Meral ayrıca Cahit Koççoban hocadan heykel kursu da alıyordu.

Hoşgörünün önemli olduğunu öğreten öğretmenlerimizin iyi ki öğrencisi olmuşum diye öğretmenlerimize şükürler diliyorum. Mersin Lisesi orta 2’de, 3’te resim öğretmenim Haşmet Akal’ ın kulağıma küpe olan “Kızım sende öyle bir yetenek var ki, kalemim bitti deme, kömür al. Tuvalim bitti deme duvarı al. Yeter ki sürekli çalış” sözünü hala uygulayan çalışkan bir öğrencisiyim.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Özcan
(22.12.2025 13:44 - #3020)
Çok güzel anılar,değerli çalışmalarınızı kutluyorum, elinize yüreğinize sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
https://jazziraes.com/ https://bramblesva.com/ https://seattledogresort.com/ https://bestlifecoachcollective.com/