Emine İLKKUTLU İZDAR
Köşe Yazarı
Emine İLKKUTLU İZDAR
 

Geç de Olsa Yazmalıyım

Pencere’mdeyim   Geç de Olsa Yazmalıyım Antalya’dan sergi sonu dönüşümde harika bir haber alıyorum sanat ve sanatçı adına. Sanat yaşamına Mersin’de devam eden İrfan Erdal Londra’daki sergiye katılan eserini sergi açılış anında bir koleksiyoner satın almış. Ben sevinmeyeyim de kim sevinsin? Bu harika haberi Nilgün Çekmen’ den öğreniyorum. O da çok mutlu. Sitemizdeki komşuluk zamanından bu yana İrfan Erdal’la Nilgün Çekmen’ in öğrenci -öğreten birliktelikleri halen devam ediyor. Sanatçımız diyor ki: “Resimlerimde çoğu zaman izleyiciyle imge arasına giren bir yüzey vardır. Bu yüzey bazen gerçek bir cam, bazen de görünmeyen bir sınır gibi işler. Görünenle gizlenen arasındaki bu mesafe, üretimlerimin temel çıkış noktalarından biridir. Figürler, netlikten uzak, yarı saydam bir alanın ardında kalır; izleyiciye tam olarak açılmayan bir bakış önerir. Yağlıboya ile çalışıyorum. Cam dokular, desenli yüzeyler ve katmanlar aracılığıyla sansür, mahremiyet ve görünürlük/görünmezlik kavramlarını resmin yapısının içine yerleştirmeyi önemsiyorum. Görüntünün tamamını sunmak yerine, bakışı zorlayan, duraksatan ve eksilten bir dil kuruyorum. Son dönemde ürettiğim ve Chi art Galery İstanbul bünyesinde, London Art Fair kapsamında davet edilen çalışmam, bu yaklaşımın güçlü bir örneğini oluşturuyor. Desenli camın arkasında kalan figür, yalnızca fiziksel bir örtünün değil; bastırılmışlık, korunma ve kendini gizleme hâllerinin de temsilcisi. İmge, izleyiciyle arasında bilinçli bir mesafe kurarak var oluyor. Mersin’in Silifke ilçesinde doğdum ve üretimlerime hâlâ bu coğrafyada devam ediyorum. Yerel bir bağlamda, sessiz ve istikrarlı biçimde sürdürülen bir üretimin uluslararası bir sanat ortamında karşılık bulması, benim için önemli bir eşik. Bu davet, işin dilinin coğrafyanın ötesine geçebildiğini gösteren güçlü bir temas noktası. Bugün yaptığım resimleri, önceki dönemlerime kıyasla çok daha kıymetli görüyorum. Çünkü bu işler yalnızca biçimsel bir arayışın değil; yaşanmışlıkların, kırılganlıkların ve görünmeyen yüklerin taşıyıcısı. Resim benim için bir gösterme alanından çok, saklananla yüzleşmenin mümkün olduğu bir alan.”   Satılan eserin adı “Löyen 1968   Bir haber de Süleyman Güzel ‘den geldi. 15-20 Ocak arası izlenen sergimiz ASSİM ‘de 8 Şubat saat: 15.00 itibarıyla 1 günlüğüne yine izlencede olacak. Gençder’in sanat etkinliği 8 Şubat’ta “Festival Var” başlığındaki etkinlik; tiyatro, latin dansı, müzik dinletisinden oluşuyorken resim olarak da sergimizle programa eklenmişiz. Yeniden orada olmak vardı. Yeniden yeni olmak çok anlamlı ve güzel. Doküman gelirse paylaşırım. Galip Özkan’ın da 2. sergisi oluyor.   Sanat yaşamını Ankara’da sürdüren Işık Çuhacıoğlu ile tanışıklığımız neredeyse 20 yılı bulacak. Ben onun organize ettiği ulusal ve uluslararası karma resim, heykel, seramik ve fotoğraflardan oluşan Hacı Bektaş Veli Anma ve Kültür Sanat etkinliklerine, Ankara’da düzenlediği “Beyaz Şapkalılar” sanat etkinliklerine katılmışlığım oldu. Işık Çuhacıoğlu Taşucu, Silifke, Antalya, Mersin S.O.S. Sevgi Olsun Sanat etkinliklerimize katkı sunmuştur. 19 Şubat -6 Mart arası sergisini The Art Gallery’de “Tek Yaprak, Semboller ve Motifler” başlığında gerçekleştiriyor. Başarıların daim, renklerin sonsuz olsun arkadaşım. Gülümseme gibiydi Yeni günün ıslak ışıkları Ramazan ayının ülkemize, dünya İslam alemine hayırlı olmasını diliyorum.  
Ekleme Tarihi: 24 Şubat 2026 -Salı

Geç de Olsa Yazmalıyım

Pencere’mdeyim

 

Geç de Olsa Yazmalıyım

Antalya’dan sergi sonu dönüşümde harika bir haber alıyorum sanat ve sanatçı adına. Sanat yaşamına Mersin’de devam eden İrfan Erdal Londra’daki sergiye katılan eserini sergi açılış anında bir koleksiyoner satın almış. Ben sevinmeyeyim de kim sevinsin? Bu harika haberi Nilgün Çekmen’ den öğreniyorum. O da çok mutlu. Sitemizdeki komşuluk zamanından bu yana İrfan Erdal’la Nilgün Çekmen’ in öğrenci -öğreten birliktelikleri halen devam ediyor.

Sanatçımız diyor ki:

“Resimlerimde çoğu zaman izleyiciyle imge arasına giren bir yüzey vardır. Bu yüzey bazen gerçek bir cam, bazen de görünmeyen bir sınır gibi işler. Görünenle gizlenen arasındaki bu mesafe, üretimlerimin temel çıkış noktalarından biridir. Figürler, netlikten uzak, yarı saydam bir alanın ardında kalır; izleyiciye tam olarak açılmayan bir bakış önerir.

Yağlıboya ile çalışıyorum. Cam dokular, desenli yüzeyler ve katmanlar aracılığıyla sansür, mahremiyet ve görünürlük/görünmezlik kavramlarını resmin yapısının içine yerleştirmeyi önemsiyorum. Görüntünün tamamını sunmak yerine, bakışı zorlayan, duraksatan ve eksilten bir dil kuruyorum.

Son dönemde ürettiğim ve Chi art Galery İstanbul bünyesinde, London Art Fair kapsamında davet edilen çalışmam, bu yaklaşımın güçlü bir örneğini oluşturuyor. Desenli camın arkasında kalan figür, yalnızca fiziksel bir örtünün değil; bastırılmışlık, korunma ve kendini gizleme hâllerinin de temsilcisi. İmge, izleyiciyle arasında bilinçli bir mesafe kurarak var oluyor.

Mersin’in Silifke ilçesinde doğdum ve üretimlerime hâlâ bu coğrafyada devam ediyorum. Yerel bir bağlamda, sessiz ve istikrarlı biçimde sürdürülen bir üretimin uluslararası bir sanat ortamında karşılık bulması, benim için önemli bir eşik. Bu davet, işin dilinin coğrafyanın ötesine geçebildiğini gösteren güçlü bir temas noktası.

Bugün yaptığım resimleri, önceki dönemlerime kıyasla çok daha kıymetli görüyorum. Çünkü bu işler yalnızca biçimsel bir arayışın değil; yaşanmışlıkların, kırılganlıkların ve görünmeyen yüklerin taşıyıcısı. Resim benim için bir gösterme alanından çok, saklananla yüzleşmenin mümkün olduğu bir alan.”

 

Satılan eserin adı “Löyen 1968

 

Bir haber de Süleyman Güzel ‘den geldi. 15-20 Ocak arası izlenen sergimiz ASSİM ‘de 8 Şubat saat: 15.00 itibarıyla 1 günlüğüne yine izlencede olacak. Gençder’in sanat etkinliği 8 Şubat’ta “Festival Var” başlığındaki etkinlik; tiyatro, latin dansı, müzik dinletisinden oluşuyorken resim olarak da sergimizle programa eklenmişiz. Yeniden orada olmak vardı. Yeniden yeni olmak çok anlamlı ve güzel. Doküman gelirse paylaşırım. Galip Özkan’ın da 2. sergisi oluyor.  

Sanat yaşamını Ankara’da sürdüren Işık Çuhacıoğlu ile tanışıklığımız neredeyse 20 yılı bulacak.

Ben onun organize ettiği ulusal ve uluslararası karma resim, heykel, seramik ve fotoğraflardan oluşan Hacı Bektaş Veli Anma ve Kültür Sanat etkinliklerine, Ankara’da düzenlediği “Beyaz Şapkalılar” sanat etkinliklerine katılmışlığım oldu. Işık Çuhacıoğlu Taşucu, Silifke, Antalya, Mersin S.O.S. Sevgi Olsun Sanat etkinliklerimize katkı sunmuştur. 19 Şubat -6 Mart arası sergisini The Art Gallery’de “Tek Yaprak, Semboller ve Motifler” başlığında gerçekleştiriyor. Başarıların daim, renklerin sonsuz olsun arkadaşım.

Gülümseme gibiydi

Yeni günün ıslak ışıkları

Ramazan ayının ülkemize, dünya İslam alemine hayırlı olmasını diliyorum.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.