Necdet CANARAN
Köşe Yazarı
Necdet CANARAN
 

Otuz dokuz, kırk, 41

Çorap Söküğü   Otuz dokuz, kırk,  41 Eskimiş, yıpranmış bir takvim yaprağında şöyle ünlemişim: - Artık hiçbir şey tat vermiyor bana. Ne o, ne bu, ne şu, ne meslek, ne kestane şekeri, ne lokma tatlısı artık hiçbir şey tat vermiyor. Gazete sayfaları yavan. Haberler soluk. Yorumlar silik. Fotoğraflar donuk. Suretler mat. Domatesler kokusuz. Hıyar lezzetsiz mesela. Her şey boş. Etraf münasebetsiz. “Vefa, uzaklarda kalan bir his. Dost, eski şarkılardan bir iz. Şefkatse, bardaki sarışın kız.” * Sorup duruyorsun ya, işte bu sebeplerden, tam da bu sebeplerden suyu ‘sek’ içmeyi bıraktım Tülay. Kalmadı tesellisi ne şarkının, ne sazın.   * Yelkovan kaçtı, akrep kovaladı. Ya da akrep, yelkovanı…  Gazetecilik mesleğinde 40 yılı devirdim. 40+1’den takvim yapraklarını koparmaya başladım. Ne çok kelime eskittim gazete sayfalarında, takvim yapraklarında kim bilir! Bilemiyorum Kundera bilemiyorum: - Ne çok kelime biriktirdim içimde ama hiçbirinin sırası gelmedi.   *   Sonra gün battı, akşam oldu. “Tarsusi” Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in “limoni” otobüsü istasyonu geçti, liman kavşağından döndü, Mersin Büyük Postane önünde göründü. Sen gelmedin, ben bindim: Bir şarkı tutturdum Taş Bina’dan Taşucu’na: “Sanma ki içmişim, Sanma ki sarhoşum, Günlerdir, aylardır, yıllardır yorgunum.” Yorgunum Tülay. Aşkımla oynama gıdıklanırım. * Tam ortasındayken yağmurun... Otuz dokuz, kırk derken... 41’inci durakta plağı değiştirdim.  Nihavent… Nefesliler, kaldırın şarkıyı: Biraz kül, biraz duman… O benim işte.  
Ekleme Tarihi: 21 Ocak 2026 -Çarşamba

Otuz dokuz, kırk, 41

Çorap Söküğü

 

Otuz dokuz, kırk,  41

Eskimiş, yıpranmış bir takvim yaprağında şöyle ünlemişim:

- Artık hiçbir şey tat vermiyor bana.

Ne o, ne bu, ne şu, ne meslek, ne kestane şekeri, ne lokma tatlısı artık hiçbir şey tat vermiyor.

Gazete sayfaları yavan.

Haberler soluk.

Yorumlar silik.

Fotoğraflar donuk.

Suretler mat.

Domatesler kokusuz.

Hıyar lezzetsiz mesela.

Her şey boş.

Etraf münasebetsiz.

“Vefa, uzaklarda kalan bir his.

Dost, eski şarkılardan bir iz.

Şefkatse, bardaki sarışın kız.”

*

Sorup duruyorsun ya, işte bu sebeplerden, tam da bu sebeplerden suyu ‘sek’ içmeyi bıraktım Tülay.

Kalmadı tesellisi ne şarkının, ne sazın.

 

*

Yelkovan kaçtı, akrep kovaladı. Ya da akrep, yelkovanı… 

Gazetecilik mesleğinde 40 yılı devirdim.

40+1’den takvim yapraklarını koparmaya başladım.

Ne çok kelime eskittim gazete sayfalarında, takvim yapraklarında kim bilir!

Bilemiyorum Kundera bilemiyorum:

- Ne çok kelime biriktirdim içimde ama hiçbirinin sırası gelmedi.

 

*

 

Sonra gün battı, akşam oldu.

“Tarsusi” Belediye Başkanımız Vahap Seçer’in limoni otobüsü istasyonu geçti, liman kavşağından döndü, Mersin Büyük Postane önünde göründü.

Sen gelmedin, ben bindim:

Bir şarkı tutturdum Taş Bina’dan Taşucu’na:

“Sanma ki içmişim,

Sanma ki sarhoşum,

Günlerdir, aylardır, yıllardır yorgunum.”

Yorgunum Tülay.

Aşkımla oynama gıdıklanırım.

*

Tam ortasındayken yağmurun...

Otuz dokuz, kırk derken...

41’inci durakta plağı değiştirdim. 

Nihavent…

Nefesliler, kaldırın şarkıyı: Biraz kül, biraz duman… O benim işte.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
S.C.
(21.01.2026 14:07 - #3114)
41. kere maşallah kardeşim...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.