Zaman nedir?

KİTAP 31.01.2026 - 15:12, Güncelleme: 31.01.2026 - 15:12 510 kez okundu.
 

Zaman nedir?

İçinden geçip gittiğimiz bir nehir mi, yoksa üzerimizde birikip kalan bir tortu mu?
Yaşar Öztürk/Sesimiz “Zamanın Seyri”, bu kadim soruya, edebiyatın incelikli diliyle cevap arayan bir öykü derlemesi. Her biri kendi sessiz devrimini yaşayan karakterlerin, mekanların ve anların izini sürüyor. Burada zaman, yalnızca geçip giden bir olgu değil; bizzat kendisi bir karakter, bir mekan, hatta bir çatışma alanıdır. Kitap, “Çatlak Taşların Üstünde” dengede durmaya çalışan insanların hikayesiyle açılır. Bu çatlaklar, bazen bir sokağın kaldırımında, bazen bir ailenin hafızasında, bazen de bir coğrafyanın kaderinde belirir. “Üç Mesel”, bu kırılganlığı farklı perspektiflerden ele alırken, “Mavi Tulumlar ve Sayılar” ile “Küçük Adam” modern dünyanın görünmez kıldığı emeğin ve bireyin portresini çizer. Sayfalar ilerledikçe, kişisel olanla toplumsal olan iç içe geçer. “Sürgün” ve “Beyazın Gölgesinde”, aidiyet ve yabancılaşma duygusunu derinlemesine işlerken, “İplikler Arasında Kaybolan Çocukluk” masumiyetin nasıl örüldüğünü ve söküldüğünü anlatır. “Derinlerdeki Sessizlik” ise susmanın bile nasıl gürültülü bir eylem olabildiğini gösterir. H. Sibel Şahin Bu öyküler, yerel olandan evrensele uzanan güçlü bir seyir haritası çizer. “Basmane” sokaklarından “Nairobi’den Adana’ya” uzanan bir atık öyküsüne, “Laliş Vadisi”nin kadim hafızasından “Konya Ovası”nın susuzluk mücadelesine, “Akdeniz’de İki Gemi”nin yolculuğundan “Eskişehir’in İki Yüzü”ne dek uzanır. Coğrafyalar değişse de insanın temel arayışları, korkuları ve dirençleri değişmez. “Sophia”, “İpek”, “Lavin” ve “Madleen” gibi karakterler, tam da bu evrensel insanlık halinin farklı yansımaları olarak karşımıza çıkar. “Görünmez Çatlaklar”ın ve “Meydandaki Sessizlik”in toplumsal yankıları, nihayetinde bizi “Sevgili Zamanın Torunu” olmaya, yani geçmişle gelecek arasında kurduğumuz kişisel köprüye getirir. Bu kitap, işte o köprülerin nasıl inşa edildiğini, bazen yıkıldığını, bazen de en umulmadık yerlerde yeniden kurulduğunu anlatır. “Zamanın Seyri”, sadece hikaye anlatmaz; bir duygu durumunu, bir atmosferi, zamanın içimizde ve dışımızda bıraktığı izleri kelimelerle resmeder. Sizi, bu şiirsel ve düşündürücü seyre ortak olmaya davet ediyorum.  
İçinden geçip gittiğimiz bir nehir mi, yoksa üzerimizde birikip kalan bir tortu mu?

Yaşar Öztürk/Sesimiz

“Zamanın Seyri”, bu kadim soruya, edebiyatın incelikli diliyle cevap arayan bir öykü derlemesi. Her biri kendi sessiz devrimini yaşayan karakterlerin, mekanların ve anların izini sürüyor. Burada zaman, yalnızca geçip giden bir olgu değil; bizzat kendisi bir karakter, bir mekan, hatta bir çatışma alanıdır.

Kitap, “Çatlak Taşların Üstünde” dengede durmaya çalışan insanların hikayesiyle açılır. Bu çatlaklar, bazen bir sokağın kaldırımında, bazen bir ailenin hafızasında, bazen de bir coğrafyanın kaderinde belirir. “Üç Mesel”, bu kırılganlığı farklı perspektiflerden ele alırken, “Mavi Tulumlar ve Sayılar” ile “Küçük Adam” modern dünyanın görünmez kıldığı emeğin ve bireyin portresini çizer.

Sayfalar ilerledikçe, kişisel olanla toplumsal olan iç içe geçer. “Sürgün” ve “Beyazın Gölgesinde”, aidiyet ve yabancılaşma duygusunu derinlemesine işlerken, “İplikler Arasında Kaybolan Çocukluk” masumiyetin nasıl örüldüğünü ve söküldüğünü anlatır. “Derinlerdeki Sessizlik” ise susmanın bile nasıl gürültülü bir eylem olabildiğini gösterir.

H. Sibel Şahin

Bu öyküler, yerel olandan evrensele uzanan güçlü bir seyir haritası çizer. “Basmane” sokaklarından “Nairobi’den Adana’ya” uzanan bir atık öyküsüne, “Laliş Vadisi”nin kadim hafızasından “Konya Ovası”nın susuzluk mücadelesine, “Akdeniz’de İki Gemi”nin yolculuğundan “Eskişehir’in İki Yüzü”ne dek uzanır. Coğrafyalar değişse de insanın temel arayışları, korkuları ve dirençleri değişmez. “Sophia”, “İpek”, “Lavin” ve “Madleen” gibi karakterler, tam da bu evrensel insanlık halinin farklı yansımaları olarak karşımıza çıkar.

“Görünmez Çatlaklar”ın ve “Meydandaki Sessizlik”in toplumsal yankıları, nihayetinde bizi “Sevgili Zamanın Torunu” olmaya, yani geçmişle gelecek arasında kurduğumuz kişisel köprüye getirir. Bu kitap, işte o köprülerin nasıl inşa edildiğini, bazen yıkıldığını, bazen de en umulmadık yerlerde yeniden kurulduğunu anlatır.

“Zamanın Seyri”, sadece hikaye anlatmaz; bir duygu durumunu, bir atmosferi, zamanın içimizde ve dışımızda bıraktığı izleri kelimelerle resmeder.

Sizi, bu şiirsel ve düşündürücü seyre ortak olmaya davet ediyorum.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve silifkesesimiz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.